Çarşamba, Eylül 20, 2006

19 EYLUL 2006 SALI GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI

OZDERIN,M.

msn : ozderin@hotmail.com

19 Eylul 2006 Tarihli ve 26294 Sayili Resmî Gazete

MEVZUAT

YURUTME VE IDARE BOLUMU

YONETMELIK

— Maltepe Universitesi Akademik Personel Yonetmeligi


Teror bitene kadar mucadelemiz hukuk icerisinde surecek’

Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral Ilker Basbug, teror orgutu yok oluncaya kadar mucadelenin hukuk icerisinde devam edecegini soyledi.

Orgeneral Basbug, beraberinde Jandarma Genel Komutani Orgeneral IsIk Kosaner, 2. Ordu Komutani Orgeneral Hasan Igsiz, Van Jandarma Asayis Kolordu Komutani Korgeneral Abdullah Atay ve Sirnak 23. Jandarma Sinir Tumen Komutani Tumgeneral Ahmet Yavuz ile birlikte Vali Selahattin Apari’yi makaminda ziyaret etti. Burada gazetecilere aciklama yapan Orgeneral Basbug, guvenlik birimi olarak polisiyle, jandarmasiyla terorle mucadelenin teror bitene kadar devam edecegini ifade ederek soyle konustu: “Dun nasil ise bugun de yarin da bu mucadeleye hukuk ve yasalar icerisinde ayni kararlilikla devam edilecektir. Hakkari’de halkin icine karistik, epey insanlarimizla yan yana geldik konustuk. Sunu gordum; gorustugumuz, beraber oldugumuz insanlarimizin gozlerinde sevgi gordum ve bunu bekliyorlardi. Terore destek verenler cok cuzi miktardadir. Altini ciziyorum, ozellikle guvenlikten sorumlu olan bizler de butun mulki amirlerimizin mevcut kanunlarin titizlikle uygulanmasini ve takip edilmesini istiyoruz. Turkiye’deki kanunlar titizlikle uygulandigi zaman mevki makamlarimizdakiler, bunu yaptiktan sonra her sey hallolacaktir. Diyarbakir’daki olaylari kiniyoruz. Yetkililerimizden ve devletin ilgili makamlarindan bu olayin faillerinin bulunup cezalandirilmasini bekliyoruz.’’ Sirnak, aa


Papa endisesi buyuyor

Papa’nin Islamla ilgili sozlerinin, Turkiye ziyaretinden once ustaca hazirlanmis bir provokasyon olabilecegi iddialari gucleniyor. ‘Papa’ya suikast’ kitabi Avrupa’da mansetlerde


PAPA 16. Benedikt’in Islam ve Hz. Muhammed hakkindaki sozleri nedeniyle baslayan tartisma suruyor. Papa’nin Turkiye ziyareti yaklastikca, Papa’ya Istanbul’da duzenlenecek bir suikasti anlatan kitap, yabanci basinda genis yer bulmaya basladi. Yucel Kaya tarafindan yazilan ‘Papa’ya Suikast’ kitabini tanitan Ingiliz Guardian gazetesi, kitapta Papa’nin Katolikler ve Ortodokslari birlestirmeyi hedefledigi ancak bunun herkesi memnun etmedigi, Opus Dei, Turk derin devleti, Italyan P-2 Mason locasi ve Papa’ya suikast yapacak bir gazetecinin anlatildigini yazdi.

Mahir Kaynak’tan uyari

star Gazetesi yazari Mahir Kaynak, ‘Bu sartlar altinda Papa’nin ulkemize yapacagi ziyareti endiseyle karsiliyorum ve olumsuz bir seylerin olabilecegini dusunuyorum. Bunun boyutlarini tahmin edemem ama bizi tohmet altinda birakacak bir seylerin planlamis olmasinin muhtemel oldugunu dusunuyorum’ dedi.

Cagrici’dan ‘itidal’ uyarisi

Papa’nin Turkiye’ye gelisi nedeniyle endise icinde oldugunu soyleyen Istanbul Muftusu Mustafa Cagrici, ‘Papa, Musluman ulkelerin en onemlilerinden birine ziyaret yapacak, ancak ziyaret oncesinde Muslumanlari asagilayici oyle sozler sarfediyor ki bunu iyi niyetle degerlendiremiyorsunuz. Ama yine de bu konuda agir basli davranmaliyiz. Turk insani kendine yakisan sekilde Papa’yi agirlamali. Siddetten uzak durmali’ dedi.

‘Papa tutuklansin’ basvurusu

Haklarin Korunmasi ve Hukuki Arastirmalar Dernegi (Hukuk-Der), Papa’nin Turkiye’ye geldiginde tutuklanmasi talebiyle Adalet Bakanligi’na basvurdu. Hukuk-Der Genel Baskani Avukat Fikret Karabekmez ve beraberindeki dernek uyeleri, dun Adalet Bakanligi’na yazili dilekcelerini verdiler. Karabekmez, Turkiye Cumhuriyeti’nin, Islam’i din olarak taniyan, Islam’in Peygamberine saygi duyan, hatta dine yapilan haksizlik, saldiri ve hakaretleri kanunlariyla cezalandiran demokratik ve laik bir devlet oldugunu soyledi.

19.09.2006


Papa hakkinda suc duyurusu yapildi
Vatikan ve Turk hukumeti, Papa 16. Benedict’in Turkiye ziyareti planinda bir degisIklik olmadigini aciklarken Papa hakkinda, ulkeye giris yapar yapmaz tutuklanmasi talebiyle suc duyurusunda bulunuldu.
Haklarin Korunmasi ve Hukuki Arastirmalar Dernegi (HUKUK-DER) Genel Baskani Avukat Fikret Karabekmez, Adalet Bakanligi’na yaptigi suc duyurusunda, Papa’nin, Hz. Muhammed’e (sas) ve Islam’a yonelik saldirida bulundugunu belirterek, Turkiye’ye gelmesi durumunda tutuklanmasini talep etti. Papa’nin gectigimiz hafta Almanya’da yaptigi konusmada TCK’nin 122, madde 125, 125-3,\b,c,4,216 ve 115. maddeleri uyarinca suc isledigini kaydeden Karabekmez, dilekcesinde su ifadelere yer verdi: “TCK’nin 12. maddesi uyarinca Turkiye’nin ve Turk milletinin zararina izledigi bu suctan dolayi supheli Papa hakkinda yargilama yapilmasi Adalet Bakanligi’nin istemine baglidir. Bu sahsin tutuklanmasi icin gerekenin yapilmasini talep ediyoruz.�
Huseyin Akkas, Ankara, Cihan

Cumhuriyet’in niteliklerine aykiri egitim yapan okulu Cumhurbaskani bize bildirsin
Milli Egitim Bakani Huseyin Celik, YOK’le ilgili duzenlemeyi nadasa biraktiklarini, zamani geldiginde tekrar gundeme getireceklerini bildirdi.
Cumhurbaskani Sezer’in yeni egitim yili nedeniyle yaptigi aciklamayi degerlendiren Celik, Cumhurbaskani’ndan egitimde hukuka ve Cumhuriyet’e aykiri hususlari tespit ederek bildirmesini istedi.
Antalya, dun iki onemli toplantiya ev sahipligi yapti. Basbakan Erdogan’in himayesinde gerceklesen Turk dunyasindan ust duzey yoneticilerin katildigi 10. Turk Kurultayi, Antalya’da basladi. Bugune kadar MHP’nin agirliginin hissedildigi kurultaya bu kez AK Parti damgasini vurdu. Basbakan Erdogan demir dovdu. Kurultaya bakanlar ve milletvekilleri buyuk ilgi gosterdi. Milletvekilleri icin Ankara’dan ozel ucak kalkti. MHP’den ise kurultaya katilim olmadi. Cumhurbaskani Sezer’in, davetli oldugu halde kurultaya katilmadigi gibi mesaj da gondermemis olmasi dikkat cekti.
Milli Egitim Bakani Huseyin Celik, Basbakan Erdogan’in da istirak ettigi torenle yeni egitim ve ogretim yilini Antalya’dan baslatti. Gazetelerin Ankara yoneticilerini acilis programina davet eden Bakan Celik, ogretim yilina yeniliklerle girdiklerini acikladi. Aleviligin ders kitaplarinda yer almasiyla ozurluler icin hazirlanan kabartmali ders kitaplarini yenilikler arasinda saydi. Okullarda yasanan siddetle ilgili calismalar yaptiklarini, bu amacla karikaturist Salih Memecan’a karikatur cizdirdiklerini belirten Celik, ogrencilerin ders kitaplarini kaplamalari icin ucretsiz olarak dagitacaklari cilt kapaklarinin uzerinde hem karikaturlerin hem de unlulerin sozlerinin yer alacagini belirtti.
Cumhurbaskani Sezer’in yeni egitim yilinin acilisi nedeniyle yaptigi aciklamada bazi kurs ve okullarin kapatilmasi yonundeki sozlerini yorumlayan Celik sunlari soyledi: “Cumhurbaskani devletin basidir. Anayasal olarak da icranin basidir. Emrinde Devlet Denetleme Kurumu gibi bir organ vardir. Hukuka ve Cumhuriyet’in niteliklerine aykiri egitim yapan bir okul varsa, bu kurumu harekete gecirir. Ve bakanliga bildirir. Ancak bu konuda bize simdiye kadar intikal etmis bir sey yok.� YOK Baskani Erdogan Tezic’in, yurtdisina gonderilen burslu ogrencilerle ilgili itirazlarini degerlendiren Bakan Celik, ‘LES sinavinda baraji asan ogrenciler Milli Egitim Bakanligi tarafindan olusturulan juriden gectikten sonra yurtdisina gitme hakki kazaniyor. 1426 sayili kanun boyle soyluyor. Bu kanunu da biz uygulariz. Juri uyelerini kabzimallardan, sebze komisyoncularindan secmiyoruz. Sinavi gecen 960 kisi bize muracaat etti. 3’te ikisi elenecek geri kalan 300 kusur kisi yurtdisina gidecek. Tabii bizim her yil bin kusur kisiyi gonderme gibi hedefimiz var.� dedi. Iddialarin aksine turban ve imam hatipler uzerinden siyaset yapmadiklarina, ancak bazilarinin bunlarin uzerinden muhalefet yaptigina dikkat ceken Bakan Celik, “Biz turban ve imam hatipler gibi kavramlar uzerinden siyaset yapmayi basitlik addederiz.� dedi. Celik, YIBO’daki ogrencilerin imam hatip okullarina yonlendirildigine iliskin iddialari degerlendirirken, “Bunlar okkali yalan.� dedi. Bakan Celik one surulen rakamlarin gercegi ifade etmekten cok uzak oldugunu soyledi.
19.09.2006
MUSTAFA UNAL

Atik varilleri ile ilgili dava basladi

UNIFAR eski Genel Muduru Ilhan (ortada) hakim karsisindaydi
Istanbul Tuzla'nin Orhanli beldesinde bulunan tehlikeli atik varilleriyle ilgili haklarinda dava acilan yedi kisinin yargilamasina baslandi.
Kartal Ikinci Agir Ceza Mahkemesi'ndeki durusmaya, UNIFAR eski Genel Muduru Mehmet Ferhat Ilhan, aritma sorumlusu kimya muhendisi Emine Ozbek ile uretim sefi Huseyin Hilmi Ozdal katildi.

Durusmada ayrica, bu konuda acilan diger davada yargilanan saniklardan hafriyatci Ali Ayvenli, kamyon soforu Mehmet Suicmez, bekci Turan Yilmaz ile varillerin nakledilmesinde kullanilan kamyonu saglayan Serafettin Eyuboglu da hazir bulundu.

Mahkeme heyeti, her iki davanin tek dosyada birlestirilmesine karar verdi.

Durusmada Mehmet Ferhat Ilhan, ilac hammaddesi urettiklerini belirterek, ''30 yildir sektorde bulunan bir firmayiz. ABD ve Avrupa ulkelerine ihrac yapmaktayiz. Firmamizin tum izinleri kanunlara ve nizamlara uygundur. Orhanli'da bulunan atiklarin firmamizla bir iliskisi bulunmamaktadir. TUBITAK raporlarinda da bu, acikliga kavusmustur. Beraatimi istiyorum'' dedi.

Ilhan, firmanin atiklarini IZAYDAS ile lisans gosteren firmalara verdiklerini soyledi.

Sanik Huseyin Hilmi Ozdal da uretim ve atik islemlerinin yasalara uygun olarak yapildigini, Orhanli'da bulunan ve zararli madde iceren atik varilleriyle ilgilerinin olmadigini savundu.

Ozdal, ''iscilerimizin elleriyle posetlere koydugu atiklarin aynisini varillere doldurduk. Bunlar zararli atiklar degildir, evsel nitelikli atiklardir'' diye konustu.

Onceki ifadelerini reddetti

Varillerin bulundugu tas ocaklari mevkiinde bekcilik yapan Turan Yilmaz ise olayla ilgisinin olmadigini ve birsey gormedigini soyledi.

Ancak, hakimin polis ve savcilik ifadelerinde olayi ayrintilariyla anlattigini hatirlattigi Yilmaz, her iki ifadesini kabul etmedigini bildirdi.

Varillerin tasindigi kamyonu saglayan Serafettin Eyupoglu da kamyonu Mehmet Suicmez'e emanet olarak verdigini ve olayi bilmedigini one surdu.

Mahkeme heyeti, Mehmet Ferhat Ilhan, Huseyin Hilmi Ozdal ve Emine Ozbek'in durusmadan vareste tutulmasina karar vererek, durusmayi erteledi.

Olayin gelisimi

Tuzla'nin Orhanli beldesinde 20 martta topraga gomulu halde cok sayida varil bulunmus, 8 nisanda varillerdeki atiklardan alinan numunelerin kanserojen madde icerdigi belirlenmisti.

Beldede kisa sure arayla topraga gomulu halde yeni variller bulunmus ve atiklardan numune alinarak laboratuvarlara gonderilmisti. Atik dolu varillerin bertaraf edilmek uzere IZAYDAS'a gonderilmesi islemi 16 nisanda baslamisti.

Yilda 5 milyon ton tehlikeli atik uretilen Turkiye'de, tesadufen bulunan variller
kimseyi sasirtmamisti cunku ozellikle kucuk sanayi tesislerin, maliyetleri bahane ederek atiklarini dogaya biraktigi biliniyordu.

Tehlikeli atik varilleriyle ilgili 28 nisanda aciklanan TUBITAK raporu 'bolgede radyoaktivite belirtisi olmadigini ama atiklarin bir bolumunun oldukca zehirli oldugunu' ortaya koymustu.

Iddianamede, saniklarin, 'cevrenin kasten kirletilmesi' sucunu duzenleyen TCK'nin 181/4'uncu maddesi uyarinca 5'er yildan az olmamak uzere hapis cezasina carptirilmasi isteniyor.

Erdogan'a askerlik sozleriyle ilgili dava

Erdogan, 4 eylulde "askerlik yan gelip yatma yeri degildir" demisti
Adanali gaziler ''askerlik yan gelip yatma yeri degildir'' sozu nedeniyle Basbakan Recep Tayyip Erdogan hakkinda 1 YTL'lik manevi tazminat davasi acacaklarini acikladi.
Ataturk Aniti'na celenk birakan gaziler, ovunc madalyalarinin yaninda 'Sayin Basbakan! Biz yatarak gazi olmadik' yazili Ataturk fotografinin bulundugu protesto kokartlari tasidi.

Torende gazilerin tepkilerini dinleyen Adana Buyuksehir Belediye Baskani AKP'li Aytac Durak ise "Sayin Basbakan o gun uc yerde programa katildi. Insan yorgun oldugu zamanlarda bazen boyle konusabiliyor" diyerek hosgorulu olunmasi gerektigini savundu.

Torenin ardindan Adana Adliyesi'ne giden gaziler, Basbakan Recep Tayyip Erdogan hakkinda 1 YTL'lik manevi tazminat davasi acmak uzere avukatlarina vekalet verdi.

1995'deki sinir otesi operasyonda iki ayagindan yaralanan Gazi Sabahattin Aslan, "Basbakan sozleriyle onurumuzu zedeledi. Biz yatarak bu hale gelmedik" dedi.

Erdogan ne demisti?

Basbakan Recep Tayyip Erdogan, 4 eylulde Balikesir'de TOKI konutlarinin anahtar teslim toreninde teror olaylarini degerlendirdi. Erdogan, toren alanindaki bir kisinin, ''sehit cenazesi gormek istemiyoruz'' sozlerine, ''askerlik yan gelip yatma yeri degildir'' sozleriyle karsilik verdi.

Basbakan Erdogan, ''canim kardesim. Bakiniz askerlik her halde yan gelip yatma yeri degil. Hepimiz askerlik yapiyoruz. Hepimiz askerlik yaptik. Teror bir beladir. Her yerde var. Buna karsi bu mucadeleyi uzun soluklu olarak yapiyoruz, yapacagiz. Suphesiz ki hicbir sorumluluk mevkiinde olan sehit cenazeleriyle karsilasmak istemez ama bu mucadele surerken, bu guvenlik mucadelesi surerken suphesiz zaman zaman sehitlerimiz oluyor, olacaktir ama bunu istismar edenler oluyor� demisti.

El Kadi feragati kabul olmayabilir
Basbakanligin, El Kadi davasinda temyiz basvurusundan vazgecmesinin, Danistay tarafindan kabul edilmeyebilecegi ileri suruldu. Disisleri Bakanligi da bugune kadar davayi geri cekmedi. Temyiz basvurusundan feragat edilebilmesi icin ilgili kurumun en ust duzey yetkilisinin onayi gerekiyor

Turcas da cezaya karsi dava acti
Turcas Petrol, Enerji Piyasasi Duzenleme Kurumu (EPDK) tarafindan verilen idari para cezalarina iliskin kararlarin iptali ve yurutmenin durdurulmasi talebi ile Danistay nezdinde dava acti.
ISTANBUL - Turcas Petrol’den borsaya yapilan aciklamada, EPDK’nin 31 Agustos 2006 tarih ve 25051 sayili yazisi ile sirkete vermis oldugu idari para cezasinin iptali ve yurutmenin durdurulmasi talebi ile ilgili olarak bugun Danistay nezdinde dava acildigi kaydedildi. EPDK, aralarinda PO ve Opet’in de bulundugu akaryakit dagitim sirketlerine 1.6 milyar YTL’lik idari para cezasi uyguladi.

Lagendijk Safak'in durusmasini izleyecek
Elif Safak davasini Avrupa yakindan izliyor
Turkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Es Baskani Joost Lagendijk, 'basin yoluyla Turklugu asagilama' gerekcesiyle hakkinda dava acilan yazar Elif Safak'in 21 eyluldeki durusmasini izlemek icin Istanbul'a gelecek.
Mahkemenin Safak hakkindaki davayi reddetmesini 'kuvvetle umdugunu' belirten Lagendijk, sIkayeti nedeniyle avukat Kemal Kerincsiz'i elestirdi.

Lagendijk, 'Ulusalci avukat Kerincsiz'in gectigimiz yil da kendisi ve yazar Orhan Pamuk aleyhine dava acilmasina neden oldugunu hatirlatti.

Lagendijk, "Kerincsiz ve ulusalci avukatlar grubunun eylemlerinin arkasindaki motivasyon aciktir. Yazar Safak gibi insanlari hedef alarak Turkiye'nin AB katilim surecine daha fazla zarar vermek istiyorlar. Safak hakkindaki suclamalar ifade ozgurluguyle, bireysel ve siyasi haklari duzenleyen BM anlasmalariyla ve Avrupa Insan Haklari Konvansiyonu'yla celismektedir" dedi.

Turkiye'nin AB uyelik surecinde ceza yasasinin gozden gecirilmesinin buyuk onem tasidigina dikkat ceken Lagendijk, "yeni ceza yasasinda korunan eski maddelerin ileride bircok sIkinti yaratacagini hukumete defalarca hatirlattik. Kerincsiz gibi tutucu eylemciler, amaclarina ulasmak icin bunlari istismar edebilirler. Umarim bu yargilama soz konusu maddelerin ceza kanunundan cikarilmasi konusunda Turk hukumetini ikna eder" diye konustu.

Safak'a 'Turkluge hakaretten' dava acilmisti

Beyoglu Cumhuriyet Savciligi, yazar Elif Saglik (Safak) hakkinda 'basin yoluyla Turklugu asagilama' gerekcesiyle 28 temmuzda dava acmisti.

Savciligin hazirladigi iddianamede, Saglik'in Metis Yayinlari tarafindan yayinlanan 'Baba ve Pic' isimli kitabinin bazi bolumlerinde yer alan sozlere yer verilmisti.

Saglik'in kitabinda bu sozlere yer vererek Turklugu asagiladigi kaydedilen iddianamede, yazarin 5237 sayili TCK'nin 301/1'inci maddesi geregi cezalandirilmasi istenmisti.

Ilgili kanun maddesi, 'Turklugu, Cumhuriyeti veya Turkiye Buyuk Millet Meclisi'ni alenen asagilayan kisi, alti aydan uc yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir' hukmunu iceriyor.

Bakan Guler Ersumer'i sucladi
Durusmaya, 2 kasim 2006 tarihinde devam edilecek

Cumhur Ersumer'in Yuce Divan'da yargilanmasina devam ediliyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanlari Cumhur Ersumer ile Zeki Cakan'in 'enerji ihalelerinde yolsuzluk yaptiklari' iddiasiyla Yuce Divan'da yargilandiklari davada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakani Hilmi Guler taniklik yapti. Guler, Ersumer'i sucladi, Ersumer ise suclamalari reddetti.
Bakan Guler, o donem yapilan Mavi Akim ve Turusgaz'in da aralarinda bulundugu anlasmalarin Turkiye'ye agir bir yuk getirdigini ve bunun da kamuyu zarara ugrattigini iddia etti.

Guler, kendi donemlerinde bu anlasmalari Turkiye lehine degistirdiklerini ve fiyatlari asagi cektiklerini soyledi.

Bakan Guler, dogal gaz disindaki diger alternatif enerji kaynaklarina da yoneldiklerini belirtti.

Ersumer suclamalari reddetti

Yuce Divan'da yargilanan eski Bakan Cumhur Ersumer ise, Guler'in tanik gibi degil, iddialarda bulunan biri olarak davrandigini soyledi.

Hilmi Guler'in kendisine karsi acik bir tavir icinde oldugunu iddia eden Ersumer, "kendisi taniklik degil, suclama arzusundadir" dedi.

Ersumer, anlasmalardaki 'al ya da ode' sartinin Hilmi Guler'in bakanligi doneminde de devam ettigini soyledi.

Ersumer'in avukati Bulent Acar ise, Bakan Hilmi Guler'in beyanlarini degerlendirdi. Acar, Ersumer doneminde ihtiyactan fazla dogal gaz alinmadigini, protokollerin cogunun onceki donemlere dayandigini savundu.

AK Parti iktidari doneminde daha once yapilan anlasmalarla belirlenen fiyatlarin dusurulmedigini ileri suren Acar, Bakan Hilmi Guler'in beyanlarinin tanik ifadesi cercevesinde olmadigini savundu.

Daha sonra, Yuce Divan'a baskanlik eden Baskanvekili Hasim Kilic ara karari acikladi.

Buna gore, Cumhur Ersumer doneminde hangi dogal gaz cevrim santrallarinin yapimina izin verildigi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi'ndan sorulacak.

'Beyaz Enerji' dava dosyalarinin sonuclari konusunda ilgili yerel mahkemeler ile Yargitaydan bilgi istenecek. Durusmaya, 2 kasim 2006 tarihinde devam edilecek.

Ersumer hakkindaki iddialar

TBMM'nin Cumhur Ersumer'i Yuce Divan'a sevk kararinda, bakanligi doneminde uyguladigi yanlis ve usulsuz enerji politikalari nedeniyle kamuyu zarara ugrattigi, gorevini suistimal ettigi ve yetkilerini asip, amac disi kullanarak kanun ve yonetmelik hukumlerine aykiri davrandigi ileri suruluyor.

Devlet alim, satimina ve yapimina fesat karistirarak kamu zararina yol actigi, ayrica ihaleye hile karistirma fiili ile gorevi ihmal eylemini isledigi kaydedilen kararda, Ersumer'in bu eylemlerine uyan TCK'nin 'devlet alim satimina fesat karistirma' sucunu duzenleyen 205 (10 seneden az olmamak uzere agir hapis), 'gorevi kotuye kullanmak' sucunu iceren 240 (1 yildan 3 yila kadar hapis), 'rekabet kosullarini engelleme' hukmunu duzenleyen 366 (1 yildan 3 yila kadar hapis) ve 'gorevi ihmal' sucunu iceren 230'uncu (uc aydan bir yila kadar hapis) maddelerine gore yargilanmasi isteniyor.

Cakan hakkindaki iddialar

TBMM'nin Cakan hakkindaki kararinda da gorevini suistimal ettigi ve yetkilerini asip, amac disi kullanarak kanun ve yonetmelik hukumlerine aykiri davrandigi, devlet alim satimina ve yapimina fesat karistirarak kamu zararina yol actigi ileri suruluyor.

Cakan'in, bu eylemlerine uyan TCK'nin 205 ve 240'inci maddelerine gore yargilanmasi talep ediliyor.

Arslan cumaya kacmasin diye
Danistay saldirgani Alparslan Aslan, artik persembe gunu hakim karsisina cikacak. Davanin cumadan persembeye alinma nedeni Aslan'in ilk durusmada iki kez kacma girsiminde bulunmasiyla ilgili...
19 Eylul 2006 17:07
Yazi boyutunu buyutmek icin
Aslan'in davanin ilk durusmasinda iki kez Cuma namazini gerekce gostererek kacma girisiminden bulunmasindan dolayi bu kez dava persembe gunune alindi.
Danistay 2. Dairesi ve Cumhuriyet Gazetesi'ne yonelik saldirinin ikinci durusmasina Ankara 11. Agir Ceza Mahkemesi'nde persembe gunu devam edilecek. Sanik Aslan, davanin ilk durusmasinda Cuma namazina gitmek istedigini belirtmis, Mahkeme Baskani Mehmet Orhan Karadeniz'in bunun mumkun olmadigini belirtmesi uzerine salondan kacma girisimi Jandarmalar tarafindan engellenmisti. Aslan, ayni durusmada ikindi ezaninin okunmasi esnasinda namaz bahanesiyle ikinci kez kacma girisiminde bulunmustu.
Alparslan Arslan, Ankara 11. Agir Ceza Mahkemesi'ndeki yargilanmasi sirasinda dengesiz hareketler sergilemis, babasi Idris Arslan da oglunun akil sagliginin yerinde olup olmadiginin belirlenmesini talep etmisti. Mahkeme, Arslan'in tam tesekkullu bir hastanede kontrolden gecirilmesine karar vermisti. Ankara Numune Hastanesi'ne psIkolojik testen gecirilen Alparslan Arslan'in akil sagliginin yerinde oldugu belirtilmisti.
Ankara 11. Agir Ceza Mahkemesi'nde gorulen davada Alparslan Arslan, Suleyman Esen, Osman Yildirim, Ismail Sagir, Tekin Irsi, Erhan Timuroglu, Aykut Metin Sukru tutuklu, Ayhan Parlak ve Salih Kurter ise tutuksuz olarak yargilaniyorlar.

Profesorun katiline muebbet hapis
Kalayci'nin katili Cevahir muebbet hapse mahkum edildi
Istanbul Universitesi Istanbul Tip Fakultesi Gogus Cerrahisi Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Necip Goksel Kalayci cinayeti davasinda saniklardan Yusuf Cevahir agirlastirilmis muebbet hapis, Hasan Kokoglu ise iki yil hapis cezasina carptirildi.
Davayi karara baglayan Istanbul Ucuncu Agir Ceza Mahkemesi heyeti, Yusuf Cevahir'e 'Prof. Dr. Necip Goksel Kalayci'yi gorevi nedeniyle oldurdugu' gerekcesiyle agirlastirilmis muebbet hapis cezasi verdi.
Cevahir'i ayrica 'ruhsatsiz tabanca tasimak' sucundan da uc yil hapis cezasina carptiran mahkeme heyeti, sanik Hasan Kokoglu'nu da 'suc delillerini gizlemek' sucundan iki yil hapis cezasina mahkum etti.

Hastane otoparkinda oldurulmustu

Prof. Dr. Kalayci, 11 kasim 2005'te I.U. Istanbul Tip Fakultesi Hastanesi'nin icindeki otoparkin giris katinda aracindan inerken ugradigi silahli saldiri sonucu hayatini kaybetmisti.

Cinayet davasinin saniklari olan Cevahir ve Kokoglu, ilk kez 3 mart 2006'da hakim karsisina cikti.
Istanbul Cumhuriyet Savciligi'nca hazirlanan iddianamede, Prof. Dr. Kalayci'nin yaklasIk bir yil once ameliyat ettigi Ahmet Cevahir'in, "ben olursem siz de oleceksiniz", "ben olursem ayni gun olum ilanlarimiz birlikte cikar", ''tahlil sonuclari iyi cikmazsa sizin icin iyi olmaz'' gibi beyanlarda bulundugu belirtilmisti.

Iddianamede, bir sure Almanya'da da tedavi gordukten sonra Turkiye'ye donen Ahmet Cevahir'in, Prof. Dr. Kalayci'nin oldurulmesinden kisa bir sure once, 11 kasim 2005 gunu saat 03.00 siralarinda oldugu kaydedilmisti.

Bu yonde genisletilen sorusturma sonucu Prof. Dr. Kalayci'nin oldurulmesi olayini Yusuf Cevahir'in gerceklestirdigi, Hasan Kokoglu'nun da Cevahir'e her asamada yardim ettiginin anlasildigi belirtilen iddianamede, Cevahir ve Kokoglu'nun, 'kisiyi yerine getirdigi kamu gorevi nedeniyle kasten oldurmek' sucundan agirlastirilmis muebbet hapis cezasina carptirilmalari istenmisti.

Cevahir'in ayrica 6136 sayili Atesli Silahlar Kanunu'nun 13'uncu maddesinin 1'inci fikrasi uyarinca 1 ile 3 yil, Kokoglu'nun da ayni kanunun 13'uncu maddesinin 2'nci fikrasi uyarinca 5 ile 8 yil arasinda hapis cezasina carptirilmasi talep edilmisti.

Istanbul Tip Fakultesi Gogus Cerrahisi Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Kalayci, 11 kasim 2005'te I.U. Istanbul Tip Fakultesi Hastanesi'nin icindeki otoparkin giris katinda aracindan inerken ugradigi silahli saldiri sonucu hayatini kaybetmisti.

Turkiye’nin aldigi en buyuk ceza
Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), arazi davasinda 6.1 milyon euro ile Turkiye’ye bugune kadarki en buyuk cezayi verdi
19.09.2006
AIHM, 2003 yilinda aldigi kararda, mal ve mulkiyetin korunmasiyla ilgili Avrupa Insan Haklari Sozlesmesi’nin (AIHS) 1. protokolunun 1. maddesinin ihlal edildigi gorusune varmisti. Ancak AIHM’in karari Yiltas’i memnun etmedi. Kararin ardindan sirket, “AIHM’nin kararinin hakkaniyetli oldugu savunulamaz. Mahkeme tayin ettigi bilirkisilerin tespitini de nazara almayarak sembolik bir karar vermis olmali� dedi.

Ingiltere'de siyahlar daha cok tutuklaniyor
Ingiltere'de yapilan bir arastirmanin sonuclari, uyusturucuyla yakalanan siyahlarin beyazlara gore daha cok tutuklandigini ortaya koydu. Arastirmaya gore uyusturucuyla yakalanan beyazlarin yuzde 14'u, siyahlarin ise yuzde 19'u mahkemeye sevk ediliyor. ( Sabah)

Sunnet icin cocuklari karar verecek
Mahkeme tarafindan gorevlendirilen Izmir 1. Aile Mahkemesi psIkologu Derya Sonmez ve pedagog Ozkan Incenazli, anne Tulin Bellisan Sayman ve cocuklar U.D. ve E.D. ile goruserek 6 sayfalik rapor hazirladi. Raporda, `Sunnetle ilgili olarak yapilacak yanlisliklar, cocugun bugun ve ilerideki hayatinda cinsel yasami ve kisiliginin gelisiminde travma etkisi yaratabilecek durumlara yol acabilmektedir` denildi. Raporda, pratisyen hekim olan Sayman`in, `Kucuk kardesimin sunnetini izledim. O zamandan beri sunnetin gereksizligini dusunuyordum. Erkek cocuklarim olup biraz buyuduklerinde stresim ve suphelerim artti` sozlerine yer verildi. `Annem kitaptan etkilenmis`
Raporda, cocuklardan U.D.`nin sunnetle ilgili dusunceleri soyle yer aldi: `Amerika`da bir cocugun cinsel organini tam kesmisler ve doktor buyuk bir tazminat odemis. Annem bunu kitaptan okumus ve etkilenmis. Annem neler olabilecegini soylediginde kararim kesinlesti, olmamaya karar verdim. Sadece gelenek, Muslumanlikla ilgisi yok, bes sarttan biri degil, Musevilikte de var.` E.D. de `18 yasimda kendim karar vermek istiyorum` dedi.

Adaletin terazisi kadinlarin elinde
Son donemde yargida kadin hakim ve savci sayisi hizla artarken yuksek mahkemelerin baskanlik ve bassavcilik makamlarina da art arda bayan yargi mensuplari geliyor.
Anayasa Mahkemesi’nin ilk kadin baskani olan Tulay Tugcu ve kisa bir sure once Danistay baskani secilen Sumru Cortoglu’nun ardindan Danistay bassavciligi secimini de erkek adaylarla yarisan Tansel Colasan kazandi.
Turkiye’de surekli olarak siyasette kadinlarin yeterince temsil edilmediginden sIkâyet edilirken yargida kadin agirligi giderek artiyor. 40 kadin uyenin gorev yaptigi Danistay’da bayan uyelerin sayisi erkeklere yaklasti. 250 uyesinin 35’i kadin olan Yargitay’da ise bu rakamin dusuk oldugu; ancak gecmisle kiyaslandiginda bayan oraninin her gecen yil arttigi belirtiliyor. Hakim ve savcilar arasinda da kadinlarin sayisinda hizli bir artis var. Turkiye genelinde mahkemelerde 7 bin 560 erkek, 2 bin 331 kadin hakim savci gorev yapiyor. Son donemde sinav ve mulakat sonucunda hakimlik ve savciliga atananlar arasinda da cok sayida bayan yer aliyor. Genel olarak yargida hakim ve savci olarak gorev yapan kadinlarin orani yuzde 25’e yaklasiyor.
Su anda Danistay’da 51 erkek, 40 bayan uye gorev yapiyor. Danistay’da gorev yapan 187 tetkik hakiminden 66’si kadin. 45 Danistay savcisindan ise 19’u bayan. Danistay’da daha once de kadin uyelerden Firuzan Ikinciogullari baskanlik gorevine yukselmisti.
Yargitay’da da kadin uyelerin oraninin son donemde yukseldigi gozleniyor. 250 uyeli Yargitay’da 35 bayan, yuksek yargiclik gorevi yapiyor. Yargitay’in ilk kadin uyesi 1954 yilinda secilen Melahat Ruacan. Simdiye kadar kadinlarin baskanlik, baskan vekilligi ve bassavcilik gibi gorevlere secilemedigi Yargitay’da 32 daireden sadece birinde kadin baskan var. Yargitay 4. Hukuk Dairesi Baskani Bilal Kartal’in emekliye ayrilmasinin ardindan yerine Ulku Aydin secildi. Yargitay’da bayan uye sayisi oran olarak dusuk olmasina karsilik tetkik hakimlerinin yaklasIk yarisi kadin hakimlerden olusuyor. Yargitay’da 225 erkek, 211 bayan tetkik hakimi calisiyor. Buna karsilik Yargitay Cumhuriyet Bassavciligi’nda calisan 132 savcidan sadece 13’u bayan.
Anayasa Mahkemesi’nde 11 asil uye arasinda baskanla birlikte sadece iki kadin var. Toplam 14 uye atayan Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer’in hic bayan uye secmemesi dikkat cekiyor.
19.09.2006
Murat Aydin ( Zaman )
Ankara

Alarko rekor tazminati az buldu temyize gidiyor
Disisleri Bakanligi ile Alarko arasindaki arazi krizi ikinci kez AIHM’e tasiniyor
19.09.2006
Alarko, Turkiye’nin odemesi gereken 6.1 milyon euroyu az buldugu icin, Disisleri de cezayi agir buldugu icin gelecek ay temyize gidiyor.
Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), Nisan ayinda Alarko grubuna bagli Yiltas Yildiz Turistik Tesisleri’nin actigi davayi sonuclandirdi. Mahkeme, Istanbul’da Orman Fakultesi yakinlarinda villa insa edecegi 4.300 donumluk arazinin istimlak edildigi ve buna karsilik odenen paranin normal degerinin altinda oldugu gerekcesiyle dava acan sirkete Turkiye’nin 6.1 milyon euro tazminat odemesini kararlastirdi. Aradan gecen surede herhangi odeme yapilmadi.
Alarko Holding Genel Koordinatoru Ayhan Yavrucu, arazi icin bicilen degerin gercekci olmadigini belirterek, “4 milyon metrekarelik araziden soz ediyoruz. Metrekaresini 100 dolardan hesaplasaniz 400 milyon dolar eder� dedi. ( Vatan Gazetesi - Haber: Necla DALAN)

Vicdan azabi cekiyorum
Tan Sagturk’un cinayet zanlisi kardesi Taygun Sagturk ilk kez konustu
ANTALYA’DA, kiraladigi villasinin bahcesinde kemerle bogularak oldurulen ve gomulup uzerine beton dokulen 60 yasindaki isadami Fikri Sirin’in katil zanlilarinin yargilanmasina devam edildi. Zanlilardan balet Tan Sagturk’un kardesi Taygun Sagturk ilk iki durusmada ailesi zarar gormesin diye sustugunu soyledi.
DIGER iki zanlinin zoruyla agabeyi unlu balet Tan Sagturk’un hesabindan 22 bin YTL cektigini anlatan Sagturk durusmaya katilan Sirin’in ailesine de bassagligi diledi. Sagturk, ‘Fikri Bey, seker gibi bir insandi. 10 aydir cezaevindeyim ve vicdan azabi cekiyorum’’ dedi. Sagturk, ifade verirken surekli agladi. Durusma ertelendi.
19.09.2006 ( Star Online )
Saniklari cikarttirdi sonra ifade verdi
Unlu balet Tan Sagturk'un cinayetten yargilanan kardesi Han Taygun, ifadesini aglayarak verdi.
Antalya'da gecen yil kemerle bogularak oldurulmus halde bulunan isadami Fikri Sirin'in cinayet zanlilari oldugu iddiasiyla tutuklanan Balet Tan Sagturk'un kardesi Han Taygun Sagturk ile Kevser Ciftci ve Orhan Biyik'in yargilanmasina devam edildi. Antalya 3. Agir Ceza Mahkemesi'nde gorulen davanin ucuncu durusmasnda Sagturk, diger saniklar Kevser Ciftci ve Orhan Biyik'in durusma salonundan cikartilmasini istedi. Talebinin kabul edilmesinden sonra daha once susma hakkini kullanan Sagturk, ilk kez konustu bugune kadar ailesini korumak icin konusmadigini soyledi. Ifadesi sirasinda hickiriklara bogulan Sagturk'u hakim sakinlesmesi ic in oturttu ve oturarak ifadesini aldi.
TEHDIT EDILDIM
Tehdit ve baski altinda istemeden cinayete karistigini one suren Sagturk, "Agabeyim unlu bir sanatciydi, babam seker hastasi, annem yasli oldugu icin onlara bir sey soyleyemedim. Surekli beni onlari ortadan kaldirmakla tehdit ediyorlardi. Yapacak bir seyim kalmamisti" diye konustu. Sagturk, soyle dedi: "Fikri Sirin'i birakacaklarini soylediler. Bana kopekleri gezdirmemi istedi. Geri dondugumde Orhan, Fikri Sirin'i kemerle boguyordu. Ne yapacagimi sasirdim. Ayaklarini tuttum, ancak o olmustu. Kusmaya baslayip disari ciktim, sonra Orhan'la birlikte cesedi fosseptik cukuruna indirdik. Orhan geceden hazirladigi harcla maktulu gomdu" dedi."
Recep AKTEPE ( Sabah ) / ANTALYA

'Fehriye teroristtir, cezasi artmali'
Bassavci, "Turk devletini yok etmek isteyen DHKP-C uyesi Dursun Karatas, Musa Asoglu, Fehriye Erdal ve Bahar Kimyongor'e verilen hapis cezalari artirilmali" dedi
19.09.2006
Belcika adaletinin subat ayinda bu ulkede isledikleri suclardan cesitli hapis ve para cezalarina carptirilan teror orgutu DHKP-C uyelerinin temyiz davasinin gorulmesine Gent Temyiz Mahkemesi'nde devam ediliyor.
Davanin dunku bolumunde goruslerini aciklayan savcilik, orgute ve mensuplarina verilen cezalarin artirilmasini istedi. Savcilik, teroristlerden Dursun Karatas ve Musa Asoglu icin 10'ar yil, Bahar Kimyongur icin 7 yil, Fehriye Erdal, Kaya Saz, Sukriye Akar Ozordulu ve Zerrin Sari icin 5'er yil, Irfan Demirtas ve Hasan Ekici icin 3'er yil hapis cezasi istedi.
BURADA SUC ISLEDILER
Dunku oturumlarin ilk bolumunde soz alan Bassavci Yardimcisi Leen Nuyts, bazi saniklarin Belcika'da islenen suclari reddettigini oysa eldeki 7 makara film ve parmak izi kanitlarinin bunun aksini gosterdigini anlatti. Daha sonra, soz alan Bassavci Johan Delmulle, burada Turkiye'nin degil, bir teror orgutunun yargilandigini, cinayetlerden orgutun sorumlu oldugunu, saniklarin da Istanbul'da degil, Belcika'da suc isleyerek yakalandigini ifade etti. Orgut uyelerinin eroin kacakciligi, harac toplama gibi suclarini kanit ve belgelerle sergileyen Delmulle, Hollanda mahkemelerinin kararlarini da ornek gosterdi.
Teror orgutu DHKP-C'nin "Turk Devleti'ni yok etmek" istedigini belirttigini, cinayetler isledigini ve "Belcika'nin kendisini rahat birakmasini" istedigini, buna izin verilemeyecegini soyledi. Bassavci, bir hukuk devleti olan Turkiye'nin tepkilerinin de dogal oldugunu kaydetti. Savunmayi elestiren Delmulle ile avukatlar arasinda cikan sert tartismalar nedeniyle ara verilen oturumlara bugun devam edilecek. ( Vatan Gazetesi )

Lojman davasina Rus kadin da girdi
22 askerin yargilandigi "Lojman Davasi"nda askeri savci, saniklardan astsubay G.S.'nin elde ettigi haksiz kazanci, Istanbul'da Rus kadinlarla yedigini iddia etti.
Kara Kuvvetleri Komutanligi (KKK) Askeri Mahkemesi'nde gorulen ve aralarinda eski Genelkurmay Baskani emekli Orgeneral Ismail Hakki Karadayi'nin da bulundugu 22 askerle ilgili iddialarin ortaya atildigi "Lojman Davasi"na Rus kadin iddiasi da karisti. KKK Askeri Savcisi Hakim Binbasi Haluk Yavuz'un hazirladigi iddianamede, saniklarin lojmanlarin bakim ve onarimi ihalelerinde elde ettikleri haksiz kazanci ortme calismalari, "ic etmek" ifadesiyle yer aldi. Iddianamenin bu bolumunde soyle denildi: "Onemli miktarda malzemenin ic etmeyi gizlemek icin tek satirlik cins belirtilerek, hic depoya alinmadigi halde alinmis gibi gosterildigi anlasilmistir." Askeri Savci, saniklardan Astsubay G.S.'nin koyden getirdigi kardesine, sirket kurdurdugunu, askeriyeye teslim edilmis gibi gosterilen malzemeleri kardesinin sirketine verdigini ileri surdu. Iddianamenin, G.S. ile ilgili bolumunde, "Elde ettigi haksiz kazanci muteahhit ile paylasarak haksiz mal edinmis, bu haksiz kazanci da Istanbul Aksaray'da bulunan 4 yildizli Serenda Oteli'nde Rus kadinlari ile yedigi" belirtildi. Askeri Savcilik, ayirdigi satin alma islemleriyle ilgili sorusturmanin suphelileri arasinda gosterilen Astsubay I.Y.'nin de ihalelerden yuzde 5 komisyon aldigini ve gazino ve pavyonlarda harcadigini iddia etti. Iddianamedeki bilgilere gore, sorusturma bir muteahhidin ihbari uzerine basladi. Ayni ihbar, Kara Harp Okulu Komutanligi'na (KHO) da iletildi. Donemin KHO Komutani Tumgeneral Hulusi Akar, ihbarci ile bizzat gorustu ve satin alma sorusturmasinin suphelisi N.A'nin satin alma komisyonu uyeligine son verdi. Saniklar durusmada, kayit disi harcamalarin, aralarinda Genelkurmay eski Baskani emekli Org Ismail Hakki Karadayi ile MGK eski Genel Sekreteri emekli Org Tuncer Kilinc'in da bulundugu 22 generalin isteklerini yerine getirmek icin yapildigini ileri surmuslerdi. Kilinc'in lojmanina mutfak mermer yapildigi savunulmustu.
KILINC'TAN YANIT
Emekli Orgeneral Kilinc, SABAH'in sorulari uzerine sunlari soyledi: "Yanlis bir uygulama yapilmissa bundan lojman sahibi olarak bizlerin haberdar olmasi mumkun degildir. Lojman yonetimi icindeki her seyi yaptirip hazir olarak anahtari bize teslim eder. Usulsuz bir seyler yapmislarsa ismi on planda olan bizleri karaliyorlar. Bu lojmanlardaki oturan insanlarin yapilan i s l e r d e n haberi yoktur."
Ersan ATAR / Sabah - ANKARA

DTP'li baskan beraat etti

AVUSTURYA'nin baskenti Viyana’da katidigi toplantiya sundugu makalede boluculuk propagandasi yaptigi iddiasiyla hakkinda 3 yila kadar hapis istemiyle dava acilan Surici Belediye Baskani DTP’li Abdullah Demirbas beraat etti.
19 Eylul 2006 15:25
Yazi boyutunu buyutmek icin
Viyana'da bu yilin Ocak ayinda Avrupali sivil toplum kuruluslari ve yerel yoneticilerinde katildigi forumda, kaleme aldigi makalede boluculuk yaptigi iddiasiyla hakkinda dava acilan Surici Belediye Baskani Abdulah Demirbas’in yargilanmasina 4’uncu Agir Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Durusmada Baskan Demirbas ile 10 avukat hazir bulundu. Sanik avukatlari, iddialarin soyut oldugunu savunarak, “Yasa disi orgut amacinin propagandasi yapildigi iddia ediliyor. Muvekkilimin hazirladigi makale tamamen bilimsel calismadir. Ulkede cok dillilik, ozgurluk ve demokrasinin gelismesi icin hazirlanmis calismadir.
Ozgurluk ve demokrasiyi benimseyip cok dillilikten soz etmek kadar olagan bir sey olamaz. PKK’nin talepleri arasinda yer aliyorsa burada islenmis bir suctan soz edilemez� diye savunma yapti.
Belediye Baskani Abdullah Demirbas, makalesinde ulke sorunlarini kaleme aldigini, yazida belediye hizmetlerinin yurtdas odakli olmasi gerektigine inandigini soyledi. Demirbas, “Amacim orgut propagandasi yapmak degildi. Turkiye’nin cok dilli ve cok kulturlu olmadigini dusunuyorum. Yerel yonetimlerin etkin hizmet yurutmesi icin hizmet ettigi insanlarin diliyle halka hizmet etmesi gerekir. Bir sosyolog olarak fikirlerimi acikladim.
THY musterilerine Turkce- Ingilizce hizmet vermektedir. Buradaki amac; butun kesimlere hitap etmektir. Baskanligini yaptigim Sur beldesinde insanlarin yuzde 90’indan fazlasi Kurtce konusmaktadir. Ben cok dilliligi bu yuzden makalemde ele aldim. Bu boluculuk sayilamaz� diye konustu.
Savci Mehmet Cetinkaya mutalaasinda, Demirbas’in Viyana’da duzenlenen Avrupa Sosyal Forumuna katildigini, kaleme aldigi ‘Cok dillilik isiginda belediyecilik ve yerel yonetimler’ konulu makalesinde, ulus- devlet anlayisinin terk edilmesi gerektigi gorusune yer verdigini, ic barisin saglanmasinin ancak yerel yonetimlerin ozerklestirilmesiyle mumkun olabilecegini, cok dilli yonetim anlayisinin benimsenmesi gerektigini, diger dillerde faaliyet yurutulmesi goruslerine yer verdigini belirtti. Sanigin ileri surdugu goruslerin teror orgutunun gorusleriyle ortustugunu belirten savci Cetinkaya, ulus devlet, tek devlet, tek millet anlayisinin terk edilmesi yonundeki goruslerin de PKK’nin baslattigi kampanyalari destekler nitelikte olmasi nedeniyle sanigin PKK’nin soylemlerine paralel sekilde yasa disi orgut propagandasini yaptigi gerekcesiyle TCK’nin 220/8, 1-2 maddeleri uyarinca 3 yila kadar hapsini istedi.
Mahkeme heyeti kisa aradan sonra Baskan Demirbas'in beraatine karar verdi.

AK Parti: 301. madde gundemimizde yok
19/09/2006 - Dünya Gazetesi
ANKARA- AK Parti Grup Baskanvekili Irfan Gunduz, AB 9. Uyum Paketi'nde yer alan 9 yasanin 1 Ekim 2006 tarihine kadar cikarilacagini belirterek, "301. maddenin degistirilmesi gundemimizde yok" dedi. Meclis'in 1 Ekim'e kadar gundeme alinan yasanin bitimine kadar calismasini ongorduklerini belirten Gunduz, her gun bir yasanin cikarilmasini hedeflediklerini belirtti. Gunduz, yasalarin kasim ayinda cikmasi beklenen 2006 Ilerleme Raporu'na olumlu katki saglayacagini ifade etti.

Ozel okullara tesvikten vazgecildi
19 Eylul, 2006 - CNN Turk
Hukumet geri adim atti, duzenlemeden vazgecti
Ozel okullari tesvik amaciyla Ozel Ogretim Kurumlari Yasa Tasarisi'na konulan duzenlemeler Meclis Genel Kurulu'nda geri cekilecek. Kararin altinda Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer'in yasayi veto etme olasiligi bulundugu belirtiliyor.
Bir yil once Basbakan Recep Tayyip Erdogan'in Milli Egitim Bakani Huseyin Celik ile birlikte acikladigi projede geri adim atildi.

Buna gore, ozel okullarda ogrenim goren ogrencilere bin YTL devlet yardimi yapilmasi ve velilerin bankadan alacagi kredi faizinin yuzde 50'sinin odenmesi ile ilgili hukumler tasaridan geri cekilecek.

Aciklama AK Parti Grup Baskanvekili Salih Kapusuz'dan geldi. Kapusuz, tasarinin Genel Kurul'daki gorusmeleri sirasinda onerge vererek ozel okullara tesvik olarak nitelendirilen maddeleri geri cekeceklerini soyledi.

Kararda veto cekincesi

Milli Egitim Bakanligi burokratlari, "biz duzenlemenin arkasindayiz" derken, hukumetin tesvikten vazgecmesi, veto cekincesi yorumlarini beraberinde getirdi.

Cumhurbaskani Sezer'in muhtemel vetosu ile dogabilecek tartismalarin onune gecilmesi icin bu kararin alindigi belirtiliyor.

Tasari Meclis Komisyonu'nda gorusulurken de hem muhalefetten hem de egitim sendikalarindan tepki almisti.

AK Parti'nin, devlet okullari yerine ozel okullari tesvik edici hareket etmesinin altinda, bazi cemaat okullarina ogrenci gondermek oldugu iddia edilmisti.

Ozel Ogretim Kurumlari Yasa Tasarisi 9'uncu Uyum Paketi kapsaminda bu hafta Meclis Genel Kurulu'nda gorusulecek.

Tasari ayni zamanda, yabancilar tarafindan acilan ozel ogretim kurumlari ve azinlik okullari ile ilgili yeni duzenlemeler iceriyor.

AB’nin gozu TBMM’de!..
19 Eylul 2006 Sali - Turkiye Gazetesi

ANKARA- Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM), bugun “9. AB Uyum Paketi� kapsaminda cikarilmasi gereken 9 yasa tasarisi ve teklifi gorusmek uzere olaganustu toplaniyor. Konuyla ilgili basin toplantisi duzenleyen AK Parti Grup Baskanvekili Irfan Gunduz, 9 yasanin 1 Ekim 2006 tarihine kadar cikarilacagini soyledi. Her gun bir yasanin cikarilmasini hedeflediklerini anlatan Gunduz, calismalarin Ilerleme Raporu’na olumlu katki saglayacagini ifade etti.

Eski DEP'lilere maas yok...
DEP eski milletvekillerinin milletvekili maasini almalarini onleyecek yasa teklifi Meclis Baskanligina sunuldu.
AKP Afyonkarahisar Milletvekili Ibrahim Hakki Askar ve uc arkadasi eski milletvekillerinden 'teror orgutuyle baglantisi yargi karariyla saptananlara emekli ayligi baglanmasi, baglanmis olanlarin ayliklarininsa bu saptamanin yapildigi tarihte kesilmesi' icin yasa teklifi hazirlayarak TBMM Baskanligi'na sundu. Teklifte, AKP'li Turhan Comez'in yani sira ANAVATAN'li Mehmet Erdemir ve bagimsiz milletvekili Fuat Gecen'in de imzasi bulunuyor.
TEMSIL TAZMINATI DA GIDECEK
Yasa teknigi acisindan dogrudan isimleri yazilmasa da eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Dogan'a yonelik oldugu anlasilan teklifi AKP'li Askar hazirladi. Askar'in disinda yine AKP milletvekili Turhan Comez, ANAVATAN Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir ile AKP'den ihrac edilen Hatay bagimsiz Milletvekili Fuat Gecen'in imzasi da bulunan teklifle; TBMM Uyelerinin Odenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Yasanin 3'ncu maddesine 'teror orgutu ile baglantisi yargi karariyla tespit edilenlere emekli ayligi baglanmaz, baglanmis olanlarin ayliklari ise tespit tarihinden itibaren kesilir' fikrasinin eklenmesi ongoruluyor. Eski milletvekillerine odenen temsil tazminatinin da benzeri bicimde odenmemesi icin 3671 sayili soz konusu yasaya gecici 8'inci madde eklenmesini de iceren teklifin yasalasmasi halinde, TBMM Baskani ve Bakanlar kurulunca yurutulmesi oneriliyor.
GAZILERE NE OLCUDE SAHIP CIKTIGIMIZI SORGULAMAMIZ GEREKIR
Toplam 4 maddeden olusan yasa teklifinin yarim sayfalik gerekcesinde ise bulundugu cografyada Turkiye kadar terorle mucadele eden, kayip veren, aci ceken bir baska ulke bulunmadigi vurgulandi. Bugune kadar ulkenin 30 bini askin insanini terore kurban verdigi bilindigi kaydedilen teklifin gerekcesinde, topraga verilen sehitlerin, sonen yuvalarin, geride kalan dul ve yetimlerin herkesi derin acilara gark ettigi ifade edildi. 'sehitlerimizin emaneti dul ve yetimler ile gazilerimize ne olcude sahip ciktigimizi sorgulamamiz gerekmektedir' denilen gerekcede, yetimlere egitim-ogretim hakkinin saglanmasi, gazilere is imkani yaratilmasi, sehit es ve cocuklarina hayatlarini kimseye muhtac olmadan devam ettirecek ekonomik olanaklari saglamanin devletin oncelikli gorevi olmasi gerektigine isaret edildi.
VICDANLARA ANLATMAK MUMKUN DEGIL
Teklifin gerekcesi soyle:
'Bu tablo icinde teror orgutu ile baglantisi yargi karariyla hicbir tereddute yer birakmayacak sekilde tespit edilen eski milletvekillerine temsil tazminati ve emekli ayligi baglanmasini vicdanlara anlatmak mumkun degildir. Bu uygulamaya son verilmesi kamuoyunun beklentilerine de cevap verecek, sehit dul ve yetimlerine, gazilerimize moral, Devletimizin dirligi, birligi ve bagimsizligi icin mucadele veren her bir ferdimize daha fazla destek olacaktir.'
DEP'LILERIN DURUMU NEDIR?
Teklifin gerekcesinde 'yargi karariyla hicbir tereddute yer birakmayacak sekilde tespit edilen' ifadesine yer verilse de duzenlemeye bakildiginda ilk akla gelen 4 eski DEP milletvekilinin bu teklifin kapsamina girip girmedigi ise hukuki bir tartisma baslatacak gibi gorunuyor. Zira 4 eski DEP milletvekili kapatilan Ankara 1 No'lu DGM tarafindan PKK uyeligi sucundan 15'er yil hapis cezasina carptirilmis, cesitli asamalardan sonra Yargitay tarafindan bu cezalar onanmis ve yaklasIk 11 yillik infaz sureci de tamamlanmisti. Ancak AIHM'nin bozma kararinin ardindan halen yargilamalari suren DEP milletvekillerinin bu teklifin aynen bu haliyle yasalasmasi halinde kapsama girip girmeyecegi ise yargilamanin bir sekilde suruyor olmasi nedeniyle tartisma yaratacak.

YOK, Milli Egitim'e dava acti
Yurtdisina burslu gonderilecek ogrencilerin seciminde bakanliga yetki veren yasanin iptali icin YOK, Danistay'a basvurdu. Gerekce ise "gorev gaspi".
Yurtdisina burslu gonderilecek yuksek lisans ve doktora ogrencilerinin nasil secilecegiyle ilgili tartisma dava konusu oldu. Yuksek Ogretim Kurulu (YOK) Danistay'da dava acarak, Milli Egitim Bakanligi'nin YOK'u devre disi birakarak yurtdisina ogrenci gondermesinin durdurulmasini istedi. YOK, bu durumu "Anayasa tarafindan YOK'e verilen bir gorevin gaspi" olarak degerlendirdi.
Anayasaya aykiri
Ayni zamanda Milli Egitim Bakanligi'nin yurtdisina ogrenci gonderilmesini saglayan yasanin da anayasa aykiri oldugu ifade edilerek iptali istendi. Milli Egitim Bakani Huseyin Celik ise yurtdisina ogrenci gondermeyle ilgili yetkinin kendilerinde oldugunu ve YOK Baskani Erdogan Tezic'in bile Milli Egitim Bakanligi tarafindan yurtdisina gonderilmis oldugunu soyledi. YOK'un dun Danistay'a sundugu dava dilekcesinde, yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili karar verilirken Bakanlik ile YOK'un birlikte calistigi ve gonderilecek ogrencilerin objektif kriterlere gore belirlendigi hatirlatildi.
"DEVRE DISI BIRAKILDIK"
Ancak en son yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili kararda YOK'un devre disi birakildigi, bunun da yasalara aykiri oldugu savunuldu. Yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili kilavuzu tesadufen ogrendigini aciklayan YOK, bugune kadar da YOK Baskanligi'na bildirimde bulunulmadigini belirtti. Dava dilekcesinde bakanligin kendi basina yurtdisina ogrenci gondererek, YOK'e verilen bir gorevi gasp ettigi, bunun da Anayasa'ya ve ona uygun hazirlanmis Yuksekogretim Kanunu'na aykirilik teskil ettigi savunuldu.
Sabah - ANKARA

Kral icin imar yasasi degisiyor
Istanbul Bogazi’ndaki imar rejimi, Suudi Arabistan Krali icin degistiriliyor. Kralin sahip oldugu Sevda Tepesi’ne insaat izni getirecek degisIklik bununla sinirli kalmayacak ve binlerce yapinin daha onunu acacak.

ILHAN AYKIN/SELEN TOKCAN
NTV
ISTANBUL - 1984 yilinda Suudi Arabistan Krali Suudi Arabistan Krali Abdullah Bin Abdulaziz El Suud’a satilan Sevda Tepesi, Bogazici Imar Yasasi’na takilmisti. 22 yil aradan sonra Kral Abdullah’in ziyaretiyle Sevda Tepesi yine gundeme geldi. Tepeyle birlikte insaat yasagi da hatirlandi. Yasa simdi Istanbul Buyuksehir Belediyesi’nin onerisiyle degisitirilmeye hazirlaniyor.
Basbakan’in baskanlik ettigi Bogazici Imar Yuksek Koordinasyon Kurulu ve Bayindirlik Bakanligi hazirliklara basladi. Ancak Istanbul Buyuksehir Belediyesi’nin degisIklik onerisi, mimarlar, sehir planlamacilarinin tepkisini cekiyor.
TOPBAS: YASA AF GETIRMIYOR
Belediyenin onerisine gore, arsalarin yuzde 75’ini kamuya terk etmek sartiyla insaat yapilmasina izin veriliyor. Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Kadir Topbas, hazirlanan taslagin kesinlikle bir imar affi getirmeyecegini, kisiye ozel olmayacagini iddia ederek, soyle konusuyor:
“Sakinca gorulen maddeler varsa cikartilir. Bir konsensusden gecmeli. Imar yonetmeligi meclisimizden oy birligi ile gecti. Biz kapali kapilar arkasinda farkli bir yonetim sergilemiyoruz.�
UZMANLAR KARSI CIKIYOR
Uzmanlar, Bogaz’a konut yapilmasina izin verilmemesi gerektigi gorusunde. Cunku bu taslakla birlikte icinde villalarin da bulundugu binlerce kacak yapi yasal hale gelecek. Sehir Planlayicilari Odasi Sekreteri Tayfun Kahraman, “Bu durum Bogaz’da icinden cikilmaz bir hal alacaktir. Meslek odalari olarak tasariya karsi duruyoruz. Yasa, varolan mevcut kacak konutlarida yasal bir hale getirecektir, bu da kismi bir aftir� dedi.
‘KAMUNUN ELINDE OLMALI’
Sehir Planlayicilari Odasi Istanbul Sube Baskani Ahmet Turgut ise, konut izni verilmeyen yerlerin kamunun elinde olmasi gerektigini belirterek, sunlari soyledi:
“Bu alanlarin kamunun eline gecmesi lazim. 2960 Sayili Kanun 23 yildir uygulanmiyor. Bogaz gecislerini gelirlerinin yuzde 10’unun Istanbul Buyuksehir Belediyesi’ne aktarilmasi ve kamulastirmada kullanilmasi ongoruyor. Sormak lazim 23 yilda ne kadar aktarildi. Aktarildi ise bu nerede kullanildi.�
Bogazici Imar Yuksek Koordinasyon Kurulu, tasariyla ilgili Bayindirlik Bakanligi yetkilileriyle Cuma gunu Istanbul’da teknik duzeyde bir toplanti yapacak.

TBMM toplaniyor, Milletvekillerini yine eylemciler karsilayacak
Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) Lubnan’a asker gonderme tezkeresinin ardindan Avrupa Birligi uyum yasalarini gorusmek uzere ikinci kez olaganustu toplaniyor.
Ancak milletvekillerini Meclis onunde yine eylemciler karsilayacak. Ilk olaganustu toplantida asker gonderme karsitlari gunlerce suren bir eyleme imza atmisti. Simdi ise Mesleki Yeterlilik Yasa Tasarisi’ni protesto eden muhendisler ve mimarlar tepkilerini dile getirecek. Turkiye Mimarlar ve Muhendis Odalari Birligi (TMMOB) uyeleri, idari ve mali ozerklige sahip Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun kurulmasini ongoren yasa tasarisini protesto edecek. Mimarlar ve muhendisler, tasariyla meslek odalarinin islevsiz hale getirildigini one suruyor. Meslek odalari ve Enerji Piyasasi Duzenleme Kurulu (EPDK) tarafindan verilmis tum sertifikalarin gecersiz sayilacagini iddia ediyorlar.
Reformlar Ilerleme Raporu’na yetisecek
Olaganustu toplantinin ana gundemi ise AB uyum yasalari. Hukumet, 24 Ekim’de aciklanmasi beklenen Ilerleme Raporu oncesinde 9. Uyum Paketi icinde yer alan tasarilari yasalastirmayi hedefliyor. Paket kapsamindaki 9 yasa tasarisi ve teklifi ele alinacak. Genel Kurul, tasarilar uzerindeki gorusmeler tamamlanana kadar calisacak. Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen ‘Turkiye Raporu’nda demokratik reformlarda bir yavaslama oldugunun gozlendigi vurgulanmisti. Disisleri Bakani Abdullah Gul, donem Baskani Finlandiya yetkilileriyle yaptigi gorusmelerde ilerleme raporu oncesinde reformlarin hizlanacagi guvencesini vermisti. Hukumet, azinlik vakiflarina iliskin kurallar iceren Vakiflar Kanunu, askeri harcamalarin denetlenmesini ongoren Sayistay Kanunu, Avrupa Sosyal Sarti ve Mesleki Yeterlilik gibi AB’nin dikkat cektigi duzenlemeleri yasalastirmak istiyor. Meclis’in acilmasina 12 gun kala vekillerin cagrilmasinin sebebi ise Ramazan ayinda Meclis’in temposunun dusme ihtimaline ve AB raporunun aciklanmasina kisa bir sure kalmasina baglaniyor. Vekiller, her gun 15.00’te gorusmelere baslayip bir yasayi bitirene kadar calisacak. Cumartesi, pazar haric 1 Ekim’deki resmi acilisa kadar calismalar surecek.
301. madde gundemde yok
AB’nin dusunce ve ifade ozgurlugu cercevesinde uzerinde durdugu Turk Ceza Kanunu’nun 301. maddesiyle ilgili bir degisIklik dusunulmuyor. Gazeteci ve yazarlarin dusuncelerini acikladiklari icin ceza almalarina neden olan 301. madde AB acisindan onem tasiyor. Meclis’in acildigi gunlerde bu konunun sahibi olarak gorulen Devlet Bakani Ali Babacan ve Disisleri Bakani Abdullah Gul yurtdisinda. Bugun saat 15.00’te toplanacak Genel Kurul’da Ozel Ogretim Kurumlari Kanunu Tasarisi da ele alinacak. Tasari aynen yasalasirsa ozel okullarda ogrenim goren ogrencilere her ders yili icin azami 1000 YTL tutarinda devlet yardimi yapilacak. Askeri okullar, emniyet teskilatina bagli okullar ve din egitimi-ogretimi yapan kurumlarin ayni veya benzeri ozel ogretim kurumlari acilamayacak. Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu Tasarisi ile Tohumculuk Kanunu Tasarisi, temel kanun olarak bolumler halinde gorusulecek. Henuz Genel Kurul gundemine gelmeyen Sayistay Kanunu Teklifi, Kamu Denetciligi Kurumu Kanunu ve Vakiflar Kanunu Tasarisi komisyonlarda ele alinacak.
19.09.2006
Fatih Atik - Zaman Gazetesi
Ankara

Ozturk: Vakiflar Kanunu Lozan'i deliyor
Halkin Yukselisi Partisi (HYP) Genel Baskani Yasar Nuri Ozturk, ''Vakiflar Kanunu Tasarisi, bugunku iktidarin eliyle Lozan Anlasmasi'ni delmektedir. Cemaat vakiflarina iade adi altinda, azinliklara bir nevi dukalik veriliyor'' dedi
TBMM'de basin toplantisi duzenleyen Ozturk, Papa'nin Islamiyet ve Hz. Muhammed ile ilgili aciklamalarini elestirdi. ''Papa'nin son talihsiz aciklamasinin, bir dil surcmesinden kaynaklanmadigini, aksine programli ve bilincli yapildigini'' ifade eden Ozturk, aciklamanin Islam dunyasi ve Bati icin bir nevi anons niteligi tasidigini soyledi.
Ozturk, Papa'nin ozur dilememekte israr ettigini, ozur dilemesinin de artik bir seyi degistirmeyecegini dile getirerek, ''Bu aciklama, 11 Eylul'un arkasindan insanligin onune cikartilan en onemli olaydir'' dedi. ''Papa 16. Benediktus'un, Hz Muhammed aleyhine kullandigi sozlerin, Neron icin bile kullanilmadigini'' ifade eden Ozturk, Papa'nin ''insanlik disi bir ser isi'' yaptigini soyledi.
Tum bu yasananlardan sonra, dinler arasi diyalog soyleminin Hristiyan guclere hizmetten ote bir anlam tasimayacagini belirten Ozturk, ''Bu gelismelerle bir kez daha anlasilmistir ki Muslumanlarin oy ve vekaletini 'Allah rizasi' diye alan AKP iktidari, icraatinda sadece Hristiyan odaklarin rizasini gozetmektedir'' diye konustu.
-VAKIFLAR KANUNU TASARISI-
Bu gelismeler isiginda TBMM Genel Kurulu'nda yarin gorusulecek Vakiflar Kanun Tasarisi'na da deginen Ozturk, ''Bu tasari, bugunku iktidarin eliyle Lozan Anlasmasi'ni delmektedir. Cemaat vakiflarina iade adi altinda, azinliklara bir nevi dukalik veriliyor'' dedi.
Ozturk, tasarinin bu haliyle yasalasmasi durumunda Istanbul'da cok buyuk bir emlakin gayrimuslim dinci cemaatlere teslim edilecegini savunarak, ''Bunun ardindan Istanbul'da Ekumenik Patrikhane ad ve tabelasiyla bir din devletinin kurulmasi gelecek'' iddiasinda bulundu. Iktidarin, AB'nin istedigi bicimde Vakiflar Yasa Tasarisi'ni hazirladigini ve TBMM Genel Kurulu'na getirdigini ifade eden Ozturk, ''Papa'nin da aciklamalarinin ardindan Turkiye, AB'ye uyelik talebini derhal geri cekmeli'' dedi.

SSK'da E-Bildirge'nin kapsami genisliyor...
"E-Bildirge" uygulamasinda, aylik prim ve hizmet belgesini internet uzerinden veren is yerlerinin kapsami, Kasim doneminden itibaren genisletilecek.
AA-SSK Baskan Vekili Ozkan Dalbay, yaptigi yazili aciklamada, 506 sayili Sosyal Sigortalar Kanunu uyarinca, tum illerde 3 ve ustunde isci calistiran isverenlere, sigortali bildirimini kapsayan aylik prim ve hizmet belgesinin, internet ortaminda verilmesi zorunlulugunun gecen yilin Agustos ayinda getirildigini animsatti.
Dalbay, 1 Ocak 2007 tarihinde yururluge girecek "Sosyal Guvenlik Reformu" uygulamasina gecis surecinde, 2 sigortali calistiran isverenlere de bu yilin Kasim doneminden itibaren aylik pirim ve hizmet belgesini internet ortaminda verme zorunlulugu getirildigini bildirdi.

'Ocalan oldu' asparagasi
Teror orgutu liderinin oldugu soylentisi ortaligi karistirdi. Iddialari yalanlayan Bursa Savcisi Er, "Sagligi yerinde, sIkinti yok" dedi.
'Ocalan oldu' asparagasi
Ocalan'in oldugune iliskin iddialar uzerine Bursa Cumhuriyet Bassavcisi "Sagligi yerinde" aciklamasi yapti.
Imrali cezaevinde bulunan teror orgutu lideri Abdullah Ocalan'in oldugune iliskin bazi internet sitelerinde yer alan iddia asparagas cikti. Bursa Cumhuriyet Bassavcisi Ahmet Er ile Ocalan'in avukatlari iddiayi yalanladi. Iki gundur suren soylentilerle ilgili olarak Bursa Cumhuriyet Bassavcisi Ahmet Er Anadolu Ajansi muhabirinin konuyla ilgili sorusu uzerine yaptigi aciklamada, sunlari soyledi: "Sagligi yerinde. Bir sIkinti, problem yok. Daha bu sabah saglik raporlari geldi, hicbir problem gorunmuyor."
Avukati da sasirdi
Iddialar
uzerine Ocalan'in avukatlari Bursa'ya giderek Bursa Savci Vekili'yle gorustu. Savci Vekili Ocalan'in rutin saglik kontrolunden gectigini ve saglik durumunda bir olumsuzluk bulunmadigini soyledi. Haberler uzerine tedirgin olan avukatlar bugun de Bursa Savciligi'na basvurarak haftalik gorusmenin gerceklestirilmesi icin izin isteyecek. Ocalan'in avukatlarindan Ibrahim Bilmez "Dunden beri soz konusu iddiayla ilgili olarak telefonlar almaktayiz. Ancak Bursa Cumhuriyet Bassavcisi Vekili Vural Ekiz ile bugun (dun) oglen saatlerinde gorustuk. Kendisi gecen hafta Ocalan'in rutin saglik kontrollerinin yapildigini herhangi bir saglik sorunu olmadigini belirtti" dedi. Avukat Bilmez, muvekkili ile son olarak iki hafta once gorustuklerini mevcut saglik sorunlari disinda herhangi bir ciddi sorununun olmadigini belirterek, oldugu yolundaki soylentileri de saskinlikla karsiladiklarini ifade etti.
Canan YILMAZ/ SABAH - MERKEZ-ANKARA

Mehmet Ali Agca'nin Papa ile ilgili 'abuk' iddialari
Papa II. Jean Paul suikastcisi ve gazeteci Abdi Ipekci'nin katili Mehmet Ali Agca, tutuklu bulundugu Kartal H Tipi Kapali Cezaevi'nden avukati Mustafa Demirbag araciligiyla bir mektup yolladi. Iste o 'abuk' iddialar:
(19 Eylul 2006 Sali)
Agca, Papa 16. Benedict'in kirli bir gecmise sahip oldugunu ve istifa etmesi gerektigini soyledi. Agca mektubunda, soyle dedi:

Bu 20 yillik donemde bir cok sey ogrendim. Ve bazi muthis sirlara sahip oldum. Bu sirlardan birisi su: Kardinal Ratzinger Vatikan'da birkac rahibeyle cinsel iliskiye girmis. Bu olaylari gizlice kaydeden Vatikan muhafizlari Komutani Aloins Estermann, Kardinal Ratzinger'e santaj yapip cinsel iliskilerin video goruntulerini batili bir televizyon sirketine satmak tesebbusunde bulununca cezayi haketmis. Kardinal Ratzinger'i koruyan malum bir istihbarat orgutu, Mayis 1998'de Vatikan'daki evinde Alois Estermann , hanimini ve muhafiz Cetric'i oldurdu. Vatikan mecburen bu olayi dunyaya soyle duyurdu: Isvicreli muhafiz Cetric komutani Alois Estermann ve hanimini bir cinnet aninda oldurup intihar etti. Italyan istihbarati SISMI, bu olayin ic yuzunu biliyor. Kardinal Ratzinger'in rahibelerle cinsel iliskilerini goruntuleyen video kayitlari su anda cok bir istihbarat orgutunun elinde ve bu orgut, ulkesini dunya politikasini desteklemesi icin Papa Ratzinger'e santaj yapiyor. Serefli Alman milleti surekli santaj altinda yasayan bir Papa'ya sahip olmak istemez. Papa Ratzinger onurlu bir jest yaparak istifa etmeli ve gidip vatani Almanya'da huzur icinde yasamalidir. Serefli Italyan milletinin barisci ve demokrat Kardinallerinden birisi TETTAMANZI veya BERTONE yeni Papa secilmeli, ve insanlik sampiyonu Polonyali Papa doneminde oldugu gibi Vatikan yeniden baris ve kardeslik merkezi olmalidir. Dunyanin kin ve nefrete degil, sevgi ve barisa ihtiyaci var Liberte egalite fraternite
18 Eylul 2006 Mehmet Ali Agca

Mumcu'nun agabeyine koruma
Danistay 2. Dairesine yonelik silahli saldiri oncesinde, aldigi birtakim duyumlar dogrultusunda Turkiye'de bazi saldirilar duzenlenecegini aciklayan avukat Ceyhan Mumcu'ya koruma tahsis edildi.
Bombali saldiri sonucu evinin onunde 24 Ocak 1993'te oldurulen Gazeteci-Yazar Ugur Mumcu'nun agabeyi olan Ceyhan Mumcu, AA muhabirine yaptigi aciklamada, Danistay saldirisi oncesinde Turkiye'de bazi saldiri olaylarinin meydana gelecegine iliskin kendisine bazi duyumlar geldigini soyledi.
Bu duyumlari kamuoyuna acikladiktan iki gun sonra Danistay 2. Dairesine yonelik silahli saldirinin gerceklestigini dile getiren Ceyhan Mumcu, saldiri sonrasinda, Ankara Emniyet Mudurlugune basvuru yaptigini ve can guvenliginin saglanmasi amaciyla kendisine koruma tahsis edildigini kaydetti.
Bombali ve silahli saldiri ihtimaline karsin 1 guvenlik gorevlisi tarafindan korunan Mumcu, gerek gorulmesi halinde koruma sayisinin artirilabilecegini ifade etti. Mumcu, aydinlarin koruma ile yasamasi ve gezmesinin Turkiye acisindan ic acici bir durum olmadigini dile getirdi.

Y A Z A R L A R

SPK'ya sahip cikalim
Yigit Bulut - Radikal
Bir ulkede 'sermaye'nin olusmasinda, paylasilmasinda ve el degistirmesinde zemin olarak kullanilan en onemli alan sermaye piyasalaridir. Sermaye piyasasi saglikli ise 'o ulkenin en kucuk birikimine sahip' olan vatandasi dahi, donen carka kendi varligi kadar katilabilir, ortaya cikan katma degerden kendine duseni alabilir...
Sevgili dostlar, bu gercegi tespit ettikten sonra, son birkac yil icinde Turk sermaye piyasasina ve bu piyasayi duzenleyen SPK'ya deginmek ve 'yer yoklugu-kaynak aciklama' gibi zorluklar yuzunden, burada yazamayacagim bircok olaydan yaptigim cikarimi net olarak sizlere aktarmak istiyorum: SPK, yogun bir siyasi baski altinda... Evet, yanlis duymadiniz; SPK, yogun bir siyasilestirme operasyonuna maruz kalmis durumda...
Peki bu durum normal degil mi? Her hukumet kendi adamlari ile calismak istemez mi?
Bazi kadrolarin 'yakin calisma ve guven' gibi dinamiklerden yola cikarak 'siyasilestirilmesi' zorlama ile anlasilabilir bir durum olmakla birlikte ozerk kalmasi gereken yapilarin siyasi baski ile 'mutasyona' ugratilmasi, yapilarin personel profili ve kurumsal kimliginin degistirilmeye calisilmasi; kabullenilemez, kabullenilmemelidir...
Normal sartlar altinda bu kurum ve kurullarin 'bagimsiz' kalma hakki 'Anayasal guvence' altinda olmasi gerekir ve ite kaka icine girmeye calisiyor havasi yarattigimiz AB ulkelerinde de, isterse 20 hukumet degissin, bu tip yapilarin zorlanmasi soz konusu dahi degildir...
Bu noktada yeni bir soru soralim: SPK, IMKB, Hazine, Merkez Bankasi gibi yapilar zorla siyasi bir kaliba dokulurse neler olabilir?
Bu soru sokakta 'esit paylasim' bekleyen vatandasi ilgilendirdigi kadar ulkemizdeki burjuvaziyi de derinden ilgilendirir ve etkiler... Sermaye Piyasalarini duzenleyen yapinin 'objektif' olmaktan cikip 'subjektif-onyargili' bir modele donustugu her durumda 'burjuvazinin var olan degerlerinin' yeni yaratilan 'siyasi gorus tabanli yeni sinifa' transferinin yolu acildigi gibi, var olan varliklarin da 'Dunya finansal liginde' degeri duser... Cok kucuk bir ornek: SPK'nin 'siyasi' oldugu bir Turkiye'de sermaye piyasasindaki her sirket yabancilar acisindan 'potansiyel risk' unsuru icermeye baslar...
Sonuc: Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Soylemek istedigim cok acik. SPK Baskani Dogan Cansizlar 'Buralari gidiyor' diye feryat ediyor.
O feryat ettikce ozellikle siyasi gorusu belli basin organlarinda 'baskan aleyhine, kurum aleyhine' haberler cikiyor, gunden gune bu haberlerin dozu artiyor... Bu noktada Turk kamuoyuna cagri yapmak istiyorum: bagimsiz kurullar-kurumlar 'ozerk ve bagimsiz' kalmaya devam etmelidir. Bu yapilarin bozuldugu her ortam; Turkiye'yi yillardir ozledigi seffafliktan uzaklastirir ve ortaya 'varligin siyasi kriterlere gore el degistirdigi, dagitildigi' yeni bir yapi cikar...
Son soz: SPK'da cok degerli uzmanlar, daire baskanlari, baskan yardimcilari, kurul uyeleri var. Maalesef ozellikle son donemde kendilerini cok yalniz hissediyorlar (Turkiye'de iktidar olan siyasi anlayisi benimsemeyip, kamu dinamigi icinde yer alan herkes gibi)... Simdi onlara yalniz olmadiklarini gostermenin, destek olmak amaciyla ses vermenin tam zamanidir...
Not: Her firsatta Turk devletinin aleyhine olan, buldugu en kucuk tastan 'Meteor yagiyor' diye feryat eden Avrupa Birligi, IMF ve Dunya Bankasi gibi kendini bizim 'supervisor'umuz olarak goren yapilara da sesleniyorum: Turkiye'deki ozerk ve bagimsiz olmasi gereken yapilardaki 'siyasilesme'yi goremiyor musunuz? Yok mu bu konuda soyleyeceginiz? Yoksa bunu gormenin kisa vadede size sagladigi bir rant yok mu?

Tezic'e yoneltilen baskilar
Fikret BILA - Milliyet

Hukumetin Yuksekogretim Kurulu'yla (YOK) yildizinin barismadigi bir sir degil.
Sorunun kaynagini egitim-ogretime bakis acisindaki farkliligin olusturdugu da biliniyor. Milli Egitim Bakanligi ile YOK sIk sIk karsi karsiya geliyor...
Egitim-ogretim konusunda Anayasa cercevesinde kalacak bir akademik tartisma anlasilabilir bir durumdur, ancak, idari yetkinin baski araci olarak kullanilmasi, yetkinin kotuye kullanilmasi anlamina gelir.
Prof. Dr. Tezic, siradan bir burokrat degil. Anayasal bir kurumun baskani ve 46 yillik bilim adami.
Buna karsilik, hukumetin idari yetkilerini Tezic'i zor duruma sokacak bicimde kullandigina iliskin isaretler gun gectikce artiyor.
Guvenlik
Bastan alirsak...
1- Prof. Dr. Tezic uc yildir YOK Baskani. Ancak, YOK Baskani'na tahsis edilmis lojmanda oturamiyor. Nedeni, YOK lojmaninin, Tezic yerine MGK Genel Sekreteri Yigit Alpogan'a tahsis edilmis olmasi.
Guvenlik acisindan lojmanda ikamet etmesi gereken Prof. Dr. Tezic, kendi olanaklariyla kaliyor.
2- YOK Baskani'nin eskimis makam arabasi sIk sIk ariza yaptigi halde yenilenmiyor. Prof. Dr. Tezic, "Devlet yolda kaldi" demesinler diye, ariza yaptiginda makam arabasina sivil plaka takiyor.
3- Danistay'a yapilan menfur saldiri sonrasinda hedefte oldugu anlasilan YOK'un guvenlik onlemleri icin Emniyet Genel Mudurlugu'nun talebi uzerine kurdugu guvenlik sisteminin parasi Milli Egitim Bakanligi tarafindan aylardir odenmiyor. Tezic'in basvurularina bakanlik yanit vermiyor.
4- Rektor atamalarinda YOK devre disi birakilmaya calisiliyor. Yeni kurulan 15 universiteye YOK'un degil hukumetin rektor atamasina yonelik girisim, YOK'un mudahalesiyle onlenebiliyor.
5- Yurtdisina lisansustu egitime gonderilecekler secilirken YOK yine devre disi birakiliyor. YOK Baskani Tezic, Milli Egitim Bakanligi'na mektup yazarak, uygulananin yasal olmadigini bildiriyor.
6- YOK, Anayasa ve Yuksekogretim Kurulu Yasasi'ndan kaynaklanan yetkilerini kullanmada idari engelle karsilasinca, yargi yoluna gitmek zorunda kaliyor. Yetkilerini ancak yargi karariyla kullanabiliyor.
Basbakan'a mektup
YOK ile hukumet arasindaki onemli catisma noktalarindan biri de TUBITAK'in yonetimi...
YOK, TUBITAK yonetiminin hukuki dayanaktan yoksun oldugunu dusunuyor.
Son olarak YOK Baskani Prof. Dr. Erdogan Tezic, Basbakan Tayyip Erdogan'in bir yazisina verdigi yanitta bu durumu yeniden vurguladi.
Basbakan Erdogan, Prof. Dr. Tezic'e gonderdigi bir yaziyla 12.9.2006'da yapilan "Bilim ve Teknoloji Yuksek Kurulu Toplantisi"na bizzat katilmasini istedi. YOK Baskani Tezic de Basbakan Erdogan'a yazdigi yanitta, TUBITAK baskanligi makaminin hukuki dayanaktan yoksun bicimde uc yildir isgal edildigini belirtti.
Prof. Dr. Tezic, Erdogan'a gonderdigi yazida gorusunu soyle ifade etti:
"Bir bilim kurumunun baskanlik makaminda hukuk disi bir yapilanmanin devam ettirilmesi, 'hukuk devleti'nin acikca zaafa ugratilmasi gibi vahim bir sonucu ortaya cikarmaktadir. Anayasamizin 138. maddesinin son fikrasi 'yasama ve yurutme organlari ile idare; mahkeme kararlarina uymak zorundadir; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarini hicbir suretle degistiremez ve bunlarin yerine getirilmesini geciktiremez' hukmunu ongormekte olup, bu konuda ileride dogabilecek sIkintilari yaklasIk yarim asirlik bir hukukcu ve ogretim uyesi olarak dile getirmeyi borc biliyorum.
Hukukun acik ihlalinin bir parcasi olmayi kabul etmenin mumkun olmayacagini ve bu nedenle de 12 Eylul 2006 tarihli toplantiyla ilgili davetinize icabet edemeyecegimi bilgilerinize sunarim."
Tezic, YOK'e yoneltilen baskilara karsi bircok cephede mucadele veriyor.

Elif Safak ve Cig
Melih ASIK - Milliyet

Orhan Pamuk, Hrant Dink, Perihan Magden'in durusmalarinda mahkeme onune toplanarak taciz ve saldirida bulunan, baslarini bir avukatin cektigi grup ayni eylemi Elif Safak'a da yapmaya hazirlaniyor. Elif Safak, Baba ve Pic isimli kitabinda, bir roman kahramaninin agzindan "Turklugu asagiladigi" gerekcesiyle uc yila kadar hapis istemiyle yargilanacak. Tacizci grup durusmanin yapilacagi 21 Eylul gunu taraftarlarini mahkeme onune cagiriyor. Amac belli... Yazari taciz etmek, saldiriyla gozdagi vermek... Elif Safak'in Baba ve Pic romanini olsun, Washington Post gibi gazetelerde yazdigi, Ermeni diasporasini memnun eden gazete yazilarini olsun huzunle izliyoruz... Begenmiyoruz... Ama ne olursa olsun... Bir yazara ancak yaziyla yanit verilebilir... Onu mahkemeye verdikten sonra bir de mahkeme onunde taciz etmek ne hukukla, ne uygarlikla bagdasir. Hicbir kitapta yeri yok bunun... Guvenlik gucleri 21 Eylul'de bu rezalete bir kez daha izin vermemelidir...
Bu arada... 93 yasinda dunya capinda bir bilim kadini olan Prof. Muazzez Ilmiye Cig da, "Vatandaslik Tepkilerim" adli kitaptaki kimi satirlari yuzunden yargilaniyor. Muazzez Hanim'in, dincilerin yaptigi sIkâyet nedeniyle 1.5 yil hapsi isteniyor. Ne var ki ulke aleyhine yazip cizenlerin ozgurlugu konusunda pek hassas olan "aydin"lardan bu konuda ne bir ses cikiyor ne bir nefes... Cunku Muazzez Hanim cumhuriyetci, laik, Ataturkcu... Satici degil...
Kultur ve Turizm Bakani Koc, "Bazi sanatcilarimiz sahnede degil, evinde olmeli" demis.
Kendisi de toplantilarda degil, evinde uyumali...
Haldun Ertem
Ittifak ne oldu?
Basbakan Erdogan, Papa 16. Benedictus'in sozlerine karsi ofkeli demecler verdi. Acaba yapacagi daha politik bir seyler de yok muydu? CHP Milletvekili Onur Oymen animsatiyor:
- Turkiye ile Ispanya gecen yil buyuk gosterisle olusturulan medeniyetler ittifakinin liderligini aldilar. Ittifakin amaci Hiristiyan ve Musluman dunya arasindaki ayriliklari gidermektir. Basbakan Erdogan, Ispanya Basbakani Zapatero'yu aramali, Papa'nin davranisina karsi ortak tepki olusturmaliydi.. Ama hic boyle bir cabanin isaretini goremedik...
Sevda Tepeleri...
Telefonda Sevda Tepesi diye anilan Bogaz'daki 57 donumluk arazinin eski sahibi Zeynep Dirvana Hanim var... Araziye yillar yili imar izni verilmedigini, o yuzden 1984 yilinda Suudi Arabistan Prensi Abdullah'a sattiklarini anlatiyor... Ve ekliyor:
- Simdi surekli olarak arazinin Suudi Prensi'ne 27 milyon dolara satildigi soyleniyor. Oysa biz araziyi o donemde 1 milyon dolara (400 milyon TL) sattik. Acaba diyorum, Kral'in adamlari ya da bizimkiler 27 milyon gosterdiler de, paranin 26 milyon dolarini aralarinda mi paylastilar?
Papa Benedictus
Papa 16. Benedictus, Islam dunyasinda firtina yaratan sozleri hakkinda:
- Ben bir Bizans imparatorunun sozlerinden alinti yaptim, onlar kendi goruslerim degildir, diyerek ofkeleri yatistirmaya calisiyor. Bir din bilimci olan Papa'nin tepkilere yol acan bu sozleri uzun bir dinsel analizin icinde geciyor. Direkt bir satisma gibi durmuyor. Ne var ki, kendilerinin dinsel ayrimciligi ve Islamiyete karsi niyetleri daha onceki kimi soz ve davranislarinda da kendini gostermisti. Ornegin Papa olmadan once Kardinal Ratzinger kimligi ile Figaro gazetesine verdigi demecte Turkiye'yi AB'ye almanin hata olacagini soylemis:
- Nufusunun cogunlugu Musluman olan Turkiye, gelecegini Hiristiyan kokenli AB yerine bir Islam ulkeleri orgutunde aramalidir, demisti...
Papa Benedictus iki dinin bir arada yasayamayacagi ve yasamamasi gorusundedir...
Islamiyeti siddetle icli disli gosteren sozleri hangi amacla sarf etmis olursa olsun...
Bu sozler ABD ve Bati dunyasinin Musluman Ortadogu'ya karsi yuruttugu vahsi savasa destek niteligindedir. George Bush'un "Islamofasist" nitelemesiyle ayni cizgidedir...
Afganistan ve Ortadogu'ya inandirici bir gerekce olmaksizin saldiran ABD ve onun destekcileri, bu saldiriyi mesru gostermenin yollarini ariyorlar...
Islam fasisttir, siddetin kaynagidir... Eee? O yuzden ABD saldirisi sebepsiz degildir...
Oysa bir parca okuma yazma bilen herkesin artik algiladigi gibi... Esas saldirgan ABD ve emperyalizmin diger uyeleridir... Islam dunyasinda radikal unsurlari gecmiste desteklemis ve palazlandirmis olan ABD ve ortaklaridir. Simdi de ABD saldirilarina bu radikal unsurlar karsi koymakta veya ABD saldirilari radikal olmayanlari da radikallestirmektedir.
Siddetin kaynagi Islam radikalizmi degil, "Her gece Tanri'yla konustugunu" soyleyen George Bush ve arkadaslaridir. Onun Avrupa'li destekcileridir...
Papa Benedictus Musluman dunyanin direnisini teror ya da siddet gibi gosteren ABD'nin ekmegine yag surmek istediyse... Bunu kimsenin yemeyecegini de anlamis olmalidir...

Tarikat ve birey
Taha Akyol - Milliyet

ISMAILAGA Camii'nde meydana gelen linc olayinin polisiye yonlerini sorusturma tamamlanip dava acildiginda ogrenecegiz. Sorusturma tabii gizli. Ama soyle bir tablo var:
Sorusturmayi yapan savcilik 30'a yakin sahit dinledi. Sahitler 'genel seyler' soyluyor, cinayeti ve linc olayini hukuken aydinlatacak somut bilgiler vermiyor.
Neden?
- Tarikat dayanismasi! Tarikatin veya mensuplarinin zarar gormesinden korkuyorlar, anlatmiyorlar.
12 Eylul'den once de totaliter orgutler boyleydi!
Ben son olayin gizli kalacagini sanmiyorum. Istihbarat calismalariyla ve polisin yapacagi 'arastirma'larla aydinlanacagini dusunuyorum.
Yalan sahitlik!
Bu olaydan bagimsiz olarak, konuyu Diyanet Isleri Baskan Yardimcisi Prof. Mehmet Gormez'e sordum, sunu soyledi:
- Sahitlik yaparken yalan soylemek veya hakikati gizlemek 'buyuk gunah'lardan biridir. Peygamberimiz, sayilari cok fazla olmayan 'buyuk gunahlar'i siralarken yalan sahitligi mutlaka zikretmistir.
Islamda 'kebair' denilen 'buyuk gunahlar'dan biri mesela Allah'i inkâr etmektir! Yalanci sahitligin dinen ne kadar kotu goruldugunu anlamak icin bu ornek yeter.
Istanbul Muftusu Prof. Mustafa Cagrici'ya sordum. Kuran'dan Nisa Suresi'nin 135. ayetini okudu:
"Kendiniz, ananiz, babaniz ve en yakinlariniz aleyhine de olsa Allah icin sahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Sahitlik ettiginiz kimseler zengin de fakir de olsa adaletten ayrilmayin."
Simdi... Hem tarikata baglanacak kadar 'sofu' olacaksin, hem Allah'i inkâr etmek kadar buyuk bir gunah olan yalan sahitlik gunahini ustleneceksin!
Tarikat, kisileri nasil 'simsIki' bagliyor, iradesizlestiriyor, goruyor musunuz?!
Totaliter ruh...
"Sik dokulu topluluklar", yani bireyin kisiligini, serbestligini, haklarini yok edip onu simsIki baglayarak makinenin sahsiyetsiz bir parcasi haline getiren butun olusumlar, ister dini olsun, ister sekuler olsun aynidir.
"Calinmis gencler" konulu yazilarimda bu meseleye isaret etmistim.
"Sik dokulu" yapi oyle bir psIkolojik bagimlilik yaratiyor ki, buna kapilan kisi, dogal sosyal cevresinden, hatta ailesinden kopuyor, yasantisi degisiyor!
Islam tarihinde tarikatlarin 'seriat'i yumusatip daha hosgorulu, daha deruni ve sosyal islevi yuksek yapilanmalar olusturdugu donemler oldu. Mevlevilik, Bektasilik, Halvetilik gibi... Koprululer zamaninda Kadizadeliler denilen yobazlarla acik mucadeleye giren Halveti tarikatini ve Seyh Abdulmecid Sivasi Efendi'yi binlerce ornek arasinda zikredebiliriz.
Fakat keramet beklentileriyle "seyh"in putlastirilmasi, hosgoru ve ozgurluk havasinin yerine "sIk dokulu" bir bagimliligin egemen olmasi, uc, dort yuzyillik sosyal ve ekonomik cokuntunun bu agir atmosferi busbutun koyulastirmasi, tarikatlarin genelde yozlasmasinin temel sebepleridir.
Liberalizmin 'birey'i felsefi bir soyutlamadir; reel hayatta ise kisilerin aidiyetleri olur. Orgutler, dini veya felsefi topluluklar 'birey'in bu 'aidiyet' ihtiyacini karsilamada yararli olabilir ama bunlarin "sIk dokulu" olup olmadiklarina cok dikkat edilmelidir.
"Sik dokulu" her olusum insan ozgurlugune ve sosyal gelismeye karsi bir tuzaktir!
Turkiye'de rejimi tehdit eden, yaygin bir sorun degildir bu. Ama, marjinal olmakla birlikte, insani bakimdan onemlidir.

Bilgisayarlarin vicdani
Turker Alkan - RADIKAL
Bazi Amerikan filmlerinde bilgisayarlara verilen ozel bir rol vardir. Eskilerin 'âlimi mutlak' dedikleri cinsten bir sey. O bilgisayar sadece
bilgi saymakla kalmaz, gelmis gecmis her seyi bilir, hatta tum sorunlarin cozumu icin en dogru yolu da gosterir. Kahramanimiz bilgisayarin dugmesine bassin yeter, istenen bilgiler aninda akmaya baslar.
Gercek yasamda islerin boyle yurumedigini biliyoruz. Ama gelecekte boyle olabilir mi?
Daha bilimkurgu agziyla soracak olursak: 'Bilgisayarlar insanin yerini alabilir mi?'
Tartismali bir konu.
Gecenlerde bir haber cikti. Cin'de Zibo kentindeki bir mahkemede yargiclarin yerini resmen bilgisayarlar almis. Hazirlanan programa gore davanin verileri bilgisayara yukleniyor, makine de kararini veriyor: 'Idam!' 'Aklanma!' 'Muebbet!'
'Rahsan affindan' cok cekmis bir toplum olarak adaletin dagitilmasinda nesnel ve yansiz bir duzenlemenin yapilmasini olumlu karsilayabiliriz. Ama bireylerin duygularindan ve vicdanlarindan arinmis bir yargilama sureci gercekten adil olabilir mi? Yargi sureci otomatige baglanip bilgisayar programlarina indirgenebilir mi?
Hic sanmiyorum.
Nitekim dunku Milliyet'te Derya Sazak'in roportaj yaptigi Duke Universitesi ogretim uyesi Doc. Guven Guzeldere de ayni seyi soyluyordu: "Arastirmalar simdi 'akilli yardimcilara' kaydi... Teshisi yine doktor koyuyor ya da karari yine hâkim veriyor, ama baska turlu gozden kacabilecek bir seyi diyelim makinenin yardimiyla atlamiyor!"
Bilgisayarlardan yardim alirken doktorlarla yargiclari da ayni kefeye koymamak gerekiyor. Tip doktorunun tanisi (teshisi) bilgi birikimiyle ilgilidir. Ama yargicin karari daha cok toplumsal normlarla, degerlerle ve vicdani kanaatiyla ilgili gozukuyor. Boyle oldugu icindir ki pek cok Bati ulkesinde mahkemelerde 'juri' sistemi uygulanir. 'Juri'nin
kamu vicdanini temsil ettigi varsayimiyla.
Elbette siradan vatandaslardan olusan juri her zaman toplumun vicdanini yansitamayabilir. Ama juri sistemi, kamu vicdani dedigimiz bir seyin onemini vurguladigi icin kendi basina onemlidir.
Programi ne kadar gelismis olursa olsun, bir bilgisayarin kamu vicdanini yansitmasi mumkun mudur?
Sanmiyorum. Mahkemede 12 bilgisayardan olusan bir jurimiz olsa bile!
Bir adim daha ileri gidip su soruyu da sormak gerekiyor: Kamu vicdanini bir yana birakin, ne kadar gelismis olursa olsun, bir bilgisayarin herhangi bir insanda bulunan vicdani, bilinci, 'ben' duygusunu bir insan gibi duyabilmesi, bir insan gibi sevinebilmesi, uzulebilmesi, âsIk olmasi.. mumkun mudur? Bilgisayarlar dus gorur mu, kiskanir mi, olumden korkar mi?
Insan, etten, kemikten, sinir hucrelerinden, kandan yapilmis bir makine midir? Tersine cevirirsek, bilgisayarlar elektrik devrelerinden olusmus birer insandir, diyebilir miyiz?
Bu sorulara 'Hayir' diyorsak, bilgisayarlarin insan olmalari mumkun degil demektir. Ne kadar gelisirlerse gelissinler, insanlarin emrindeki
makineler olarak kalacaklar.

Yagmaya hukuki temel!
TEBERNUS KIRECCI- Millliyet
Bogazici`nde imar konularini duzenleyen 1983 tarihli yasayi degistirmeyi amaclayan yeni yasa tasarisi sehir plancilari ve mimarlarin tepkisini cekti. Istanbul Buyuksehir Belediyesi`nin hazirladigi taslaga Bayindirlik Bakanligi`nin genel olarak mesafeli yaklastigini dile getiren Sehir Plancilari Odasi Genel Baskani Bugra Gokce, soyle konustu: `Cunku tasaridaki bircok unsuru sakincali buluyor. Bogazici `ongorunum` siniri, daha once gayrimenkulun Bogazici`ni gorup gormemesine gore belirleniyordu. Simdi parsel sinirina gore belirleniyor. Tasariyi hicbir sekilde iletmiyorlar, memurlar uyarilmis. Hic kimse bilmeden, el altindan, yangindan mal kacirir gibi tasari olmaz. Daha once yapilasma olmayan parsellerin bir kismina yapilasma izni veriliyor. Yuksek rant verecek bolgeler kapsam disinda. Belli ki baska turlu kullanilacak.`
Eski yasayi hazirlayan hukukculardan olan Maltepe Universitesi ogretim uyesi Prof. Dr. Ali Ulku Azrak, yeni tasariyla Bogazici`nde yagmanin hukuki temelinin hazirlandigini savundu. Azrak, tasarinin yasalasmasi halinde mutlaka Anayasa Mahkemesi`ne goturulecegini dile getirerek, `Hic suphem yok. Bogazici`nin heder edilme plani Anayasa Mahkemesi`nden donecek` dedi.
Marmara Universitesi ogretim uyesi Prof. Dr. Turan Yildirim da kentlesmede kamu yararinin gozetilmesi gerektigini soyledi. Mimar Sinan Universitesi Ogretim Gorevlisi Oktay Ekinci sunlari kaydetti: `Yeni tasariyla yapilmasi gereken sey, 1983 yasasinin en buyuk eksigi olan yaptirimlarin guclendirilmesi olmalidir. Cunku Bogazici Yasasi`nda kacak yapilasmaya karsi mucadelede yeterli tedbir getirilmemistir.`
1 milyon dolar aldik, 26 milyon dolar nerede?
Bogazici Imar Yasasi tartismalari ile birlikte gundeme gelen Sevda Tepesi olayinda ilginc gelismeler yasaniyor.Yeni tasari, Suudi Kral Abdullah Bin Abdulaziz`e satilan araziye imar olanagi getiriyor. Arazinin eski sahibi Dirvana ailesi, buna tepkili. Aile, araziyi, kendilerine ait oldugu donemde imar olanagi bulamadiklari icin sattiklarini savunuyor. Ancak asil ilginc olan iddia satis bedeliyle ilgili. Arazinin 27 milyon dolara satildigi aciklanmisti. Zeynep Dirvana ise bu konuda soyle konustu: `Bizim satis rakamimiz 1 milyon dolar, o gunku en yuksek teklif olan 50 milyon liranin 8.5 katiydi. Satis isleminin ardindan avukatlarimiz tepedeki hisseye gore payimizi gidip bankadan almisti. Aradaki 26 milyon dolarin nereye gittigini merak ediyorum.`

Ah bir batili olsam...
Mehmet Barlas-SABAH
Bati'ya pamuk ipligi ile mi bagliyiz?
Oyle bir hava var ki ortada, sanki Turkiye'nin Bati ile iliskileri pamuk ipligine bagli. Su ya da bu nedenle bu iplik her an kopabilir. Sonra da nereye gidecegimiz hic belli olmaz.
Gercegin oyle olmadigini aslinda herkes biliyor.
Turkiye'nin " Batili " olmasi ne bir rastlantidir ne de bir kaderdir. Turkiye yonunu, tarihin birikimlerini degerlendiren kusaklarin bilincli tercihiyle belirlemistir.
" Batililik "a en fazla elestiri getiren siyasetin ve dunya gorusunun temsilcileri olan AK Partililer de, iktidarlari doneminde Turkiye'nin AB ile muzakere surecini baslatarak, bu yonde ilerlemeye devam etmislerdir.
Hepimiz biliyoruz ki, " Bati "dan kasit ne Papa'dir ne Bush'dur. Ayrica su anda Turkiye'nin karsisindaki ulusal ve uluslararasi sorunlarin kaynaginda bulunan Kurtler de, Ermeniler de " Dogulu "dur.
Ayrica " Bati " sadece bir gelismislik ve refah modeli de degildir. Bu acidan bakarsaniz Uzakdogulu Japonya da gelismis ve mureffeh bir ulkedir. Ortadogulu Iran nukleer teknolojiye sahiptir, Hindistan " Bilisim Devrimi "nin simge ulkelerinden biridir.
GELISMISLIK YETMIYOR
Turkiye icin Bati, hukukun ustunlugunu, temel hak ve hurriyetleri, anayasal demokratik sistemi, aydinlanmayi, laikligi, hosgoruyu, serbest ve hakli rekabeti, farkliliklarin birlikte yasamasini simgeliyor. Ataturk'un soylemi ile " Cagdas uygarlik duzeyi "nin guncel iceriginde bunlar var.
Gelismislik artik sadece Bati Avrupa'nin ve Kuzey Amerika'nin tekelinde degil. Neticede Sanghay'in veya Kuala Lumpur'un gokdelenleri New York ve Sikago gokdelenlerinden daha yuksek. Guney Kore'nin otomotiv sanayisi kimseninkinden geri degil. Almanlarin Mercedes'i varsa, Japonlarin da Lexus'u var. Avrupa ne kadar uretiyorsa, Cin de onu yakaliyor.
Petrol gelirini ve cografyalarini akilci kullanan Korfez ulkeleri, dunyanin en gelismis alt ve ustyapilarina sahip simdi.
Ama temel hak ve ozgurlukler butun cografyalarda yok. Ulkeler Cin'de oldugu gibi komunist totaliter rejimlerde de, Suudi Arabistan'daki gibi totaliter seriat rejimlerinde de, otoyollar, teknolojisi yuksek tesisler yapabiliyor.
ELIF SAFAK
Ama cogulcu demokrasi, hukukun ustunlugu, temel hak ve ozgurlukler, serbest ve hakli rekabet, her ulkede yok. " Batililik " bunlari iceriyor agirlikla.
Bu gercegi hepimizin ve ozellikle su anda Turkiye'yi yoneten AK Parti iktidarinin benimsemesi gerekiyor.
Cesitli ic ve dis konularda ofkeli ve tepkili demecleri bugunlerde sIk sIk veren Basbakan Erdogan'in, ornegin Elif Safak gibi belirli kesimlerin hedef gosterdigi isimlerin yaninda durup, ozgur dusunceye karsi baski kurmak isteyen gurultucu azinliga da tepki gostermesi gerekiyor. Turkiye'yi AB uyeligi muzakere surecine tasiyan ve tum dunyaya hosgorulu olmayi oneren Erdogan'in, kendi ulkesinde " Kopenhag Kriterleri "nin en yurekli savunucusu olmasi sarttir.
Ozgurlukculuk cok tarafli bir yoldur. Bunun iceriginde basi ortululerin oldugu kadar basi aciklarin ozgurlugunu savunmak da vardir.

Basında Yargı Haberleri ...

Canım Babam Hasan ÖZDERİN ’in Aziz Hatırasına,

( 13 Aralık 2004 – Söz Eylemini Yitirdi...)

OZDERIN,M.

msn: ozderin@hotmail.com