19 EYLUL 2006 SALI GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI
| OZDERIN,M. msn : ozderin@hotmail.com |
19 Eylul 2006 Tarihli ve 26294 Sayili Resmî Gazete
MEVZUAT
YURUTME VE IDARE BOLUMU
YONETMELIK
— Maltepe Universitesi Akademik Personel Yonetmeligi
Teror bitene kadar mucadelemiz hukuk icerisinde surecek’
Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral Ilker Basbug, teror orgutu yok oluncaya kadar mucadelenin hukuk icerisinde devam edecegini soyledi.
Orgeneral Basbug, beraberinde Jandarma Genel Komutani Orgeneral IsIk Kosaner, 2. Ordu Komutani Orgeneral Hasan Igsiz, Van Jandarma Asayis Kolordu Komutani Korgeneral Abdullah Atay ve Sirnak 23. Jandarma Sinir Tumen Komutani Tumgeneral Ahmet Yavuz ile birlikte Vali Selahattin Apari’yi makaminda ziyaret etti. Burada gazetecilere aciklama yapan Orgeneral Basbug, guvenlik birimi olarak polisiyle, jandarmasiyla terorle mucadelenin teror bitene kadar devam edecegini ifade ederek soyle konustu: “Dun nasil ise bugun de yarin da bu mucadeleye hukuk ve yasalar icerisinde ayni kararlilikla devam edilecektir. Hakkari’de halkin icine karistik, epey insanlarimizla yan yana geldik konustuk. Sunu gordum; gorustugumuz, beraber oldugumuz insanlarimizin gozlerinde sevgi gordum ve bunu bekliyorlardi. Terore destek verenler cok cuzi miktardadir. Altini ciziyorum, ozellikle guvenlikten sorumlu olan bizler de butun mulki amirlerimizin mevcut kanunlarin titizlikle uygulanmasini ve takip edilmesini istiyoruz. Turkiye’deki kanunlar titizlikle uygulandigi zaman mevki makamlarimizdakiler, bunu yaptiktan sonra her sey hallolacaktir. Diyarbakir’daki olaylari kiniyoruz. Yetkililerimizden ve devletin ilgili makamlarindan bu olayin faillerinin bulunup cezalandirilmasini bekliyoruz.’’ Sirnak, aa
Papa endisesi buyuyor
Papa’nin Islamla ilgili sozlerinin, Turkiye ziyaretinden once ustaca hazirlanmis bir provokasyon olabilecegi iddialari gucleniyor. ‘Papa’ya suikast’ kitabi Avrupa’da mansetlerde
PAPA 16. Benedikt’in Islam ve Hz. Muhammed hakkindaki sozleri nedeniyle baslayan tartisma suruyor. Papa’nin Turkiye ziyareti yaklastikca, Papa’ya Istanbul’da duzenlenecek bir suikasti anlatan kitap, yabanci basinda genis yer bulmaya basladi. Yucel Kaya tarafindan yazilan ‘Papa’ya Suikast’ kitabini tanitan Ingiliz Guardian gazetesi, kitapta Papa’nin Katolikler ve Ortodokslari birlestirmeyi hedefledigi ancak bunun herkesi memnun etmedigi, Opus Dei, Turk derin devleti, Italyan P-2 Mason locasi ve Papa’ya suikast yapacak bir gazetecinin anlatildigini yazdi.
Mahir Kaynak’tan uyari
star Gazetesi yazari Mahir Kaynak, ‘Bu sartlar altinda Papa’nin ulkemize yapacagi ziyareti endiseyle karsiliyorum ve olumsuz bir seylerin olabilecegini dusunuyorum. Bunun boyutlarini tahmin edemem ama bizi tohmet altinda birakacak bir seylerin planlamis olmasinin muhtemel oldugunu dusunuyorum’ dedi.
Cagrici’dan ‘itidal’ uyarisi
Papa’nin Turkiye’ye gelisi nedeniyle endise icinde oldugunu soyleyen Istanbul Muftusu Mustafa Cagrici, ‘Papa, Musluman ulkelerin en onemlilerinden birine ziyaret yapacak, ancak ziyaret oncesinde Muslumanlari asagilayici oyle sozler sarfediyor ki bunu iyi niyetle degerlendiremiyorsunuz. Ama yine de bu konuda agir basli davranmaliyiz. Turk insani kendine yakisan sekilde Papa’yi agirlamali. Siddetten uzak durmali’ dedi.
‘Papa tutuklansin’ basvurusu
Haklarin Korunmasi ve Hukuki Arastirmalar Dernegi (Hukuk-Der), Papa’nin Turkiye’ye geldiginde tutuklanmasi talebiyle Adalet Bakanligi’na basvurdu. Hukuk-Der Genel Baskani Avukat Fikret Karabekmez ve beraberindeki dernek uyeleri, dun Adalet Bakanligi’na yazili dilekcelerini verdiler. Karabekmez, Turkiye Cumhuriyeti’nin, Islam’i din olarak taniyan, Islam’in Peygamberine saygi duyan, hatta dine yapilan haksizlik, saldiri ve hakaretleri kanunlariyla cezalandiran demokratik ve laik bir devlet oldugunu soyledi.
19.09.2006
MUSTAFA UNAL
UNIFAR eski Genel Muduru Ilhan (ortada) hakim karsisindaydi
Istanbul Tuzla'nin Orhanli beldesinde bulunan tehlikeli atik varilleriyle ilgili haklarinda dava acilan yedi kisinin yargilamasina baslandi.
Durusmada ayrica, bu konuda acilan diger davada yargilanan saniklardan hafriyatci Ali Ayvenli, kamyon soforu Mehmet Suicmez, bekci Turan Yilmaz ile varillerin nakledilmesinde kullanilan kamyonu saglayan Serafettin Eyuboglu da hazir bulundu.
Mahkeme heyeti, her iki davanin tek dosyada birlestirilmesine karar verdi.
Durusmada Mehmet Ferhat Ilhan, ilac hammaddesi urettiklerini belirterek, ''30 yildir sektorde bulunan bir firmayiz. ABD ve Avrupa ulkelerine ihrac yapmaktayiz. Firmamizin tum izinleri kanunlara ve nizamlara uygundur. Orhanli'da bulunan atiklarin firmamizla bir iliskisi bulunmamaktadir. TUBITAK raporlarinda da bu, acikliga kavusmustur. Beraatimi istiyorum'' dedi.
Ilhan, firmanin atiklarini IZAYDAS ile lisans gosteren firmalara verdiklerini soyledi.
Sanik Huseyin Hilmi Ozdal da uretim ve atik islemlerinin yasalara uygun olarak yapildigini, Orhanli'da bulunan ve zararli madde iceren atik varilleriyle ilgilerinin olmadigini savundu.
Ozdal, ''iscilerimizin elleriyle posetlere koydugu atiklarin aynisini varillere doldurduk. Bunlar zararli atiklar degildir, evsel nitelikli atiklardir'' diye konustu.
Onceki ifadelerini reddetti
Varillerin bulundugu tas ocaklari mevkiinde bekcilik yapan Turan Yilmaz ise olayla ilgisinin olmadigini ve birsey gormedigini soyledi.
Ancak, hakimin polis ve savcilik ifadelerinde olayi ayrintilariyla anlattigini hatirlattigi Yilmaz, her iki ifadesini kabul etmedigini bildirdi.
Varillerin tasindigi kamyonu saglayan Serafettin Eyupoglu da kamyonu Mehmet Suicmez'e emanet olarak verdigini ve olayi bilmedigini one surdu.
Mahkeme heyeti, Mehmet Ferhat Ilhan, Huseyin Hilmi Ozdal ve Emine Ozbek'in durusmadan vareste tutulmasina karar vererek, durusmayi erteledi.
Olayin gelisimi
Tuzla'nin Orhanli beldesinde 20 martta topraga gomulu halde cok sayida varil bulunmus, 8 nisanda varillerdeki atiklardan alinan numunelerin kanserojen madde icerdigi belirlenmisti.
Beldede kisa sure arayla topraga gomulu halde yeni variller bulunmus ve atiklardan numune alinarak laboratuvarlara gonderilmisti. Atik dolu varillerin bertaraf edilmek uzere IZAYDAS'a gonderilmesi islemi 16 nisanda baslamisti.
Yilda 5 milyon ton tehlikeli atik uretilen Turkiye'de, tesadufen bulunan variller
kimseyi sasirtmamisti cunku ozellikle kucuk sanayi tesislerin, maliyetleri bahane ederek atiklarini dogaya biraktigi biliniyordu.
Tehlikeli atik varilleriyle ilgili 28 nisanda aciklanan TUBITAK raporu 'bolgede radyoaktivite belirtisi olmadigini ama atiklarin bir bolumunun oldukca zehirli oldugunu' ortaya koymustu.
Iddianamede, saniklarin, 'cevrenin kasten kirletilmesi' sucunu duzenleyen TCK'nin 181/4'uncu maddesi uyarinca 5'er yildan az olmamak uzere hapis cezasina carptirilmasi isteniyor.
Erdogan, 4 eylulde "askerlik yan gelip yatma yeri degildir" demisti
Adanali gaziler ''askerlik yan gelip yatma yeri degildir'' sozu nedeniyle Basbakan Recep Tayyip Erdogan hakkinda 1 YTL'lik manevi tazminat davasi acacaklarini acikladi.
Torende gazilerin tepkilerini dinleyen Adana Buyuksehir Belediye Baskani AKP'li Aytac Durak ise "Sayin Basbakan o gun uc yerde programa katildi. Insan yorgun oldugu zamanlarda bazen boyle konusabiliyor" diyerek hosgorulu olunmasi gerektigini savundu.
Torenin ardindan Adana Adliyesi'ne giden gaziler, Basbakan Recep Tayyip Erdogan hakkinda 1 YTL'lik manevi tazminat davasi acmak uzere avukatlarina vekalet verdi.
1995'deki sinir otesi operasyonda iki ayagindan yaralanan Gazi Sabahattin Aslan, "Basbakan sozleriyle onurumuzu zedeledi. Biz yatarak bu hale gelmedik" dedi.
Erdogan ne demisti?
Basbakan Recep Tayyip Erdogan, 4 eylulde Balikesir'de TOKI konutlarinin anahtar teslim toreninde teror olaylarini degerlendirdi. Erdogan, toren alanindaki bir kisinin, ''sehit cenazesi gormek istemiyoruz'' sozlerine, ''askerlik yan gelip yatma yeri degildir'' sozleriyle karsilik verdi.
Basbakan Erdogan, ''canim kardesim. Bakiniz askerlik her halde yan gelip yatma yeri degil. Hepimiz askerlik yapiyoruz. Hepimiz askerlik yaptik. Teror bir beladir. Her yerde var. Buna karsi bu mucadeleyi uzun soluklu olarak yapiyoruz, yapacagiz. Suphesiz ki hicbir sorumluluk mevkiinde olan sehit cenazeleriyle karsilasmak istemez ama bu mucadele surerken, bu guvenlik mucadelesi surerken suphesiz zaman zaman sehitlerimiz oluyor, olacaktir ama bunu istismar edenler oluyor� demisti.
Turkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Es Baskani Joost Lagendijk, 'basin yoluyla Turklugu asagilama' gerekcesiyle hakkinda dava acilan yazar Elif Safak'in 21 eyluldeki durusmasini izlemek icin Istanbul'a gelecek.
Lagendijk, 'Ulusalci avukat Kerincsiz'in gectigimiz yil da kendisi ve yazar Orhan Pamuk aleyhine dava acilmasina neden oldugunu hatirlatti.
Lagendijk, "Kerincsiz ve ulusalci avukatlar grubunun eylemlerinin arkasindaki motivasyon aciktir. Yazar Safak gibi insanlari hedef alarak Turkiye'nin AB katilim surecine daha fazla zarar vermek istiyorlar. Safak hakkindaki suclamalar ifade ozgurluguyle, bireysel ve siyasi haklari duzenleyen BM anlasmalariyla ve Avrupa Insan Haklari Konvansiyonu'yla celismektedir" dedi.
Turkiye'nin AB uyelik surecinde ceza yasasinin gozden gecirilmesinin buyuk onem tasidigina dikkat ceken Lagendijk, "yeni ceza yasasinda korunan eski maddelerin ileride bircok sIkinti yaratacagini hukumete defalarca hatirlattik. Kerincsiz gibi tutucu eylemciler, amaclarina ulasmak icin bunlari istismar edebilirler. Umarim bu yargilama soz konusu maddelerin ceza kanunundan cikarilmasi konusunda Turk hukumetini ikna eder" diye konustu.
Safak'a 'Turkluge hakaretten' dava acilmisti
Beyoglu Cumhuriyet Savciligi, yazar Elif Saglik (Safak) hakkinda 'basin yoluyla Turklugu asagilama' gerekcesiyle 28 temmuzda dava acmisti.
Savciligin hazirladigi iddianamede, Saglik'in Metis Yayinlari tarafindan yayinlanan 'Baba ve Pic' isimli kitabinin bazi bolumlerinde yer alan sozlere yer verilmisti.
Saglik'in kitabinda bu sozlere yer vererek Turklugu asagiladigi kaydedilen iddianamede, yazarin 5237 sayili TCK'nin 301/1'inci maddesi geregi cezalandirilmasi istenmisti.
Ilgili kanun maddesi, 'Turklugu, Cumhuriyeti veya Turkiye Buyuk Millet Meclisi'ni alenen asagilayan kisi, alti aydan uc yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir' hukmunu iceriyor.
Cumhur Ersumer'in Yuce Divan'da yargilanmasina devam ediliyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanlari Cumhur Ersumer ile Zeki Cakan'in 'enerji ihalelerinde yolsuzluk yaptiklari' iddiasiyla Yuce Divan'da yargilandiklari davada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakani Hilmi Guler taniklik yapti. Guler, Ersumer'i sucladi, Ersumer ise suclamalari reddetti.
Guler, kendi donemlerinde bu anlasmalari Turkiye lehine degistirdiklerini ve fiyatlari asagi cektiklerini soyledi.
Bakan Guler, dogal gaz disindaki diger alternatif enerji kaynaklarina da yoneldiklerini belirtti.
Ersumer suclamalari reddetti
Yuce Divan'da yargilanan eski Bakan Cumhur Ersumer ise, Guler'in tanik gibi degil, iddialarda bulunan biri olarak davrandigini soyledi.
Hilmi Guler'in kendisine karsi acik bir tavir icinde oldugunu iddia eden Ersumer, "kendisi taniklik degil, suclama arzusundadir" dedi.
Ersumer, anlasmalardaki 'al ya da ode' sartinin Hilmi Guler'in bakanligi doneminde de devam ettigini soyledi.
Ersumer'in avukati Bulent Acar ise, Bakan Hilmi Guler'in beyanlarini degerlendirdi. Acar, Ersumer doneminde ihtiyactan fazla dogal gaz alinmadigini, protokollerin cogunun onceki donemlere dayandigini savundu.
AK Parti iktidari doneminde daha once yapilan anlasmalarla belirlenen fiyatlarin dusurulmedigini ileri suren Acar, Bakan Hilmi Guler'in beyanlarinin tanik ifadesi cercevesinde olmadigini savundu.
Daha sonra, Yuce Divan'a baskanlik eden Baskanvekili Hasim Kilic ara karari acikladi.
Buna gore, Cumhur Ersumer doneminde hangi dogal gaz cevrim santrallarinin yapimina izin verildigi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi'ndan sorulacak.
'Beyaz Enerji' dava dosyalarinin sonuclari konusunda ilgili yerel mahkemeler ile Yargitaydan bilgi istenecek. Durusmaya, 2 kasim 2006 tarihinde devam edilecek.
Ersumer hakkindaki iddialar
TBMM'nin Cumhur Ersumer'i Yuce Divan'a sevk kararinda, bakanligi doneminde uyguladigi yanlis ve usulsuz enerji politikalari nedeniyle kamuyu zarara ugrattigi, gorevini suistimal ettigi ve yetkilerini asip, amac disi kullanarak kanun ve yonetmelik hukumlerine aykiri davrandigi ileri suruluyor.
Devlet alim, satimina ve yapimina fesat karistirarak kamu zararina yol actigi, ayrica ihaleye hile karistirma fiili ile gorevi ihmal eylemini isledigi kaydedilen kararda, Ersumer'in bu eylemlerine uyan TCK'nin 'devlet alim satimina fesat karistirma' sucunu duzenleyen 205 (10 seneden az olmamak uzere agir hapis), 'gorevi kotuye kullanmak' sucunu iceren 240 (1 yildan 3 yila kadar hapis), 'rekabet kosullarini engelleme' hukmunu duzenleyen 366 (1 yildan 3 yila kadar hapis) ve 'gorevi ihmal' sucunu iceren 230'uncu (uc aydan bir yila kadar hapis) maddelerine gore yargilanmasi isteniyor.
Cakan hakkindaki iddialar
TBMM'nin Cakan hakkindaki kararinda da gorevini suistimal ettigi ve yetkilerini asip, amac disi kullanarak kanun ve yonetmelik hukumlerine aykiri davrandigi, devlet alim satimina ve yapimina fesat karistirarak kamu zararina yol actigi ileri suruluyor.
Cakan'in, bu eylemlerine uyan TCK'nin 205 ve 240'inci maddelerine gore yargilanmasi talep ediliyor.
19 Eylul 2006 17:07
Yazi boyutunu buyutmek icin
Istanbul Universitesi Istanbul Tip Fakultesi Gogus Cerrahisi Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Necip Goksel Kalayci cinayeti davasinda saniklardan Yusuf Cevahir agirlastirilmis muebbet hapis, Hasan Kokoglu ise iki yil hapis cezasina carptirildi.
Hastane otoparkinda oldurulmustu
Prof. Dr. Kalayci, 11 kasim 2005'te I.U. Istanbul Tip Fakultesi Hastanesi'nin icindeki otoparkin giris katinda aracindan inerken ugradigi silahli saldiri sonucu hayatini kaybetmisti.
Cinayet davasinin saniklari olan Cevahir ve Kokoglu, ilk kez 3 mart 2006'da hakim karsisina cikti.
Iddianamede, bir sure Almanya'da da tedavi gordukten sonra Turkiye'ye donen Ahmet Cevahir'in, Prof. Dr. Kalayci'nin oldurulmesinden kisa bir sure once, 11 kasim 2005 gunu saat 03.00 siralarinda oldugu kaydedilmisti.
Bu yonde genisletilen sorusturma sonucu Prof. Dr. Kalayci'nin oldurulmesi olayini Yusuf Cevahir'in gerceklestirdigi, Hasan Kokoglu'nun da Cevahir'e her asamada yardim ettiginin anlasildigi belirtilen iddianamede, Cevahir ve Kokoglu'nun, 'kisiyi yerine getirdigi kamu gorevi nedeniyle kasten oldurmek' sucundan agirlastirilmis muebbet hapis cezasina carptirilmalari istenmisti.
Cevahir'in ayrica 6136 sayili Atesli Silahlar Kanunu'nun 13'uncu maddesinin 1'inci fikrasi uyarinca 1 ile 3 yil, Kokoglu'nun da ayni kanunun 13'uncu maddesinin 2'nci fikrasi uyarinca 5 ile 8 yil arasinda hapis cezasina carptirilmasi talep edilmisti.
Istanbul Tip Fakultesi Gogus Cerrahisi Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Kalayci, 11 kasim 2005'te I.U. Istanbul Tip Fakultesi Hastanesi'nin icindeki otoparkin giris katinda aracindan inerken ugradigi silahli saldiri sonucu hayatini kaybetmisti.
19.09.2006
Murat Aydin ( Zaman )
Ankara
19.09.2006
Tan Sagturk’un cinayet zanlisi kardesi Taygun Sagturk ilk kez konustu
19.09.2006
Dunku oturumlarin ilk bolumunde soz alan Bassavci Yardimcisi Leen Nuyts, bazi saniklarin Belcika'da islenen suclari reddettigini oysa eldeki 7 makara film ve parmak izi kanitlarinin bunun aksini gosterdigini anlatti. Daha sonra, soz alan Bassavci Johan Delmulle, burada Turkiye'nin degil, bir teror orgutunun yargilandigini, cinayetlerden orgutun sorumlu oldugunu, saniklarin da Istanbul'da degil, Belcika'da suc isleyerek yakalandigini ifade etti. Orgut uyelerinin eroin kacakciligi, harac toplama gibi suclarini kanit ve belgelerle sergileyen Delmulle, Hollanda mahkemelerinin kararlarini da ornek gosterdi.
Emekli Orgeneral Kilinc, SABAH'in sorulari uzerine sunlari soyledi: "Yanlis bir uygulama yapilmissa bundan lojman sahibi olarak bizlerin haberdar olmasi mumkun degildir. Lojman yonetimi icindeki her seyi yaptirip hazir olarak anahtari bize teslim eder. Usulsuz bir seyler yapmislarsa ismi on planda olan bizleri karaliyorlar. Bu lojmanlardaki oturan insanlarin yapilan i s l e r d e n haberi yoktur."
AVUSTURYA'nin baskenti Viyana’da katidigi toplantiya sundugu makalede boluculuk propagandasi yaptigi iddiasiyla hakkinda 3 yila kadar hapis istemiyle dava acilan Surici Belediye Baskani DTP’li Abdullah Demirbas beraat etti.
19 Eylul 2006 15:25
Yazi boyutunu buyutmek icin
19/09/2006 - Dünya Gazetesi
Buna gore, ozel okullarda ogrenim goren ogrencilere bin YTL devlet yardimi yapilmasi ve velilerin bankadan alacagi kredi faizinin yuzde 50'sinin odenmesi ile ilgili hukumler tasaridan geri cekilecek.
Aciklama AK Parti Grup Baskanvekili Salih Kapusuz'dan geldi. Kapusuz, tasarinin Genel Kurul'daki gorusmeleri sirasinda onerge vererek ozel okullara tesvik olarak nitelendirilen maddeleri geri cekeceklerini soyledi.
Kararda veto cekincesi
Milli Egitim Bakanligi burokratlari, "biz duzenlemenin arkasindayiz" derken, hukumetin tesvikten vazgecmesi, veto cekincesi yorumlarini beraberinde getirdi.
Cumhurbaskani Sezer'in muhtemel vetosu ile dogabilecek tartismalarin onune gecilmesi icin bu kararin alindigi belirtiliyor.
Tasari Meclis Komisyonu'nda gorusulurken de hem muhalefetten hem de egitim sendikalarindan tepki almisti.
AK Parti'nin, devlet okullari yerine ozel okullari tesvik edici hareket etmesinin altinda, bazi cemaat okullarina ogrenci gondermek oldugu iddia edilmisti.
Ozel Ogretim Kurumlari Yasa Tasarisi 9'uncu Uyum Paketi kapsaminda bu hafta Meclis Genel Kurulu'nda gorusulecek.
Tasari ayni zamanda, yabancilar tarafindan acilan ozel ogretim kurumlari ve azinlik okullari ile ilgili yeni duzenlemeler iceriyor.
ANKARA- Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM), bugun “9. AB Uyum Paketi� kapsaminda cikarilmasi gereken 9 yasa tasarisi ve teklifi gorusmek uzere olaganustu toplaniyor. Konuyla ilgili basin toplantisi duzenleyen AK Parti Grup Baskanvekili Irfan Gunduz, 9 yasanin 1 Ekim 2006 tarihine kadar cikarilacagini soyledi. Her gun bir yasanin cikarilmasini hedeflediklerini anlatan Gunduz, calismalarin Ilerleme Raporu’na olumlu katki saglayacagini ifade etti.
TEMSIL TAZMINATI DA GIDECEK
Yasa teknigi acisindan dogrudan isimleri yazilmasa da eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Dogan'a yonelik oldugu anlasilan teklifi AKP'li Askar hazirladi. Askar'in disinda yine AKP milletvekili Turhan Comez, ANAVATAN Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir ile AKP'den ihrac edilen Hatay bagimsiz Milletvekili Fuat Gecen'in imzasi da bulunan teklifle; TBMM Uyelerinin Odenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Yasanin 3'ncu maddesine 'teror orgutu ile baglantisi yargi karariyla tespit edilenlere emekli ayligi baglanmaz, baglanmis olanlarin ayliklari ise tespit tarihinden itibaren kesilir' fikrasinin eklenmesi ongoruluyor. Eski milletvekillerine odenen temsil tazminatinin da benzeri bicimde odenmemesi icin 3671 sayili soz konusu yasaya gecici 8'inci madde eklenmesini de iceren teklifin yasalasmasi halinde, TBMM Baskani ve Bakanlar kurulunca yurutulmesi oneriliyor.
GAZILERE NE OLCUDE SAHIP CIKTIGIMIZI SORGULAMAMIZ GEREKIR
Toplam 4 maddeden olusan yasa teklifinin yarim sayfalik gerekcesinde ise bulundugu cografyada Turkiye kadar terorle mucadele eden, kayip veren, aci ceken bir baska ulke bulunmadigi vurgulandi. Bugune kadar ulkenin 30 bini askin insanini terore kurban verdigi bilindigi kaydedilen teklifin gerekcesinde, topraga verilen sehitlerin, sonen yuvalarin, geride kalan dul ve yetimlerin herkesi derin acilara gark ettigi ifade edildi. 'sehitlerimizin emaneti dul ve yetimler ile gazilerimize ne olcude sahip ciktigimizi sorgulamamiz gerekmektedir' denilen gerekcede, yetimlere egitim-ogretim hakkinin saglanmasi, gazilere is imkani yaratilmasi, sehit es ve cocuklarina hayatlarini kimseye muhtac olmadan devam ettirecek ekonomik olanaklari saglamanin devletin oncelikli gorevi olmasi gerektigine isaret edildi.
VICDANLARA ANLATMAK MUMKUN DEGIL
Teklifin gerekcesi soyle:
'Bu tablo icinde teror orgutu ile baglantisi yargi karariyla hicbir tereddute yer birakmayacak sekilde tespit edilen eski milletvekillerine temsil tazminati ve emekli ayligi baglanmasini vicdanlara anlatmak mumkun degildir. Bu uygulamaya son verilmesi kamuoyunun beklentilerine de cevap verecek, sehit dul ve yetimlerine, gazilerimize moral, Devletimizin dirligi, birligi ve bagimsizligi icin mucadele veren her bir ferdimize daha fazla destek olacaktir.'
DEP'LILERIN DURUMU NEDIR?
Teklifin gerekcesinde 'yargi karariyla hicbir tereddute yer birakmayacak sekilde tespit edilen' ifadesine yer verilse de duzenlemeye bakildiginda ilk akla gelen 4 eski DEP milletvekilinin bu teklifin kapsamina girip girmedigi ise hukuki bir tartisma baslatacak gibi gorunuyor. Zira 4 eski DEP milletvekili kapatilan Ankara 1 No'lu DGM tarafindan PKK uyeligi sucundan 15'er yil hapis cezasina carptirilmis, cesitli asamalardan sonra Yargitay tarafindan bu cezalar onanmis ve yaklasIk 11 yillik infaz sureci de tamamlanmisti. Ancak AIHM'nin bozma kararinin ardindan halen yargilamalari suren DEP milletvekillerinin bu teklifin aynen bu haliyle yasalasmasi halinde kapsama girip girmeyecegi ise yargilamanin bir sekilde suruyor olmasi nedeniyle tartisma yaratacak.
Ayni zamanda Milli Egitim Bakanligi'nin yurtdisina ogrenci gonderilmesini saglayan yasanin da anayasa aykiri oldugu ifade edilerek iptali istendi. Milli Egitim Bakani Huseyin Celik ise yurtdisina ogrenci gondermeyle ilgili yetkinin kendilerinde oldugunu ve YOK Baskani Erdogan Tezic'in bile Milli Egitim Bakanligi tarafindan yurtdisina gonderilmis oldugunu soyledi. YOK'un dun Danistay'a sundugu dava dilekcesinde, yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili karar verilirken Bakanlik ile YOK'un birlikte calistigi ve gonderilecek ogrencilerin objektif kriterlere gore belirlendigi hatirlatildi.
Ancak en son yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili kararda YOK'un devre disi birakildigi, bunun da yasalara aykiri oldugu savunuldu. Yurtdisina gonderilecek ogrencilerle ilgili kilavuzu tesadufen ogrendigini aciklayan YOK, bugune kadar da YOK Baskanligi'na bildirimde bulunulmadigini belirtti. Dava dilekcesinde bakanligin kendi basina yurtdisina ogrenci gondererek, YOK'e verilen bir gorevi gasp ettigi, bunun da Anayasa'ya ve ona uygun hazirlanmis Yuksekogretim Kanunu'na aykirilik teskil ettigi savunuldu.
ILHAN AYKIN/SELEN TOKCAN
NTV
Belediyenin onerisine gore, arsalarin yuzde 75’ini kamuya terk etmek sartiyla insaat yapilmasina izin veriliyor. Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Kadir Topbas, hazirlanan taslagin kesinlikle bir imar affi getirmeyecegini, kisiye ozel olmayacagini iddia ederek, soyle konusuyor:
Uzmanlar, Bogaz’a konut yapilmasina izin verilmemesi gerektigi gorusunde. Cunku bu taslakla birlikte icinde villalarin da bulundugu binlerce kacak yapi yasal hale gelecek. Sehir Planlayicilari Odasi Sekreteri Tayfun Kahraman, “Bu durum Bogaz’da icinden cikilmaz bir hal alacaktir. Meslek odalari olarak tasariya karsi duruyoruz. Yasa, varolan mevcut kacak konutlarida yasal bir hale getirecektir, bu da kismi bir aftir� dedi.
Sehir Planlayicilari Odasi Istanbul Sube Baskani Ahmet Turgut ise, konut izni verilmeyen yerlerin kamunun elinde olmasi gerektigini belirterek, sunlari soyledi:
Fatih Atik - Zaman Gazetesi
Ankara
AA-SSK Baskan Vekili Ozkan Dalbay, yaptigi yazili aciklamada, 506 sayili Sosyal Sigortalar Kanunu uyarinca, tum illerde 3 ve ustunde isci calistiran isverenlere, sigortali bildirimini kapsayan aylik prim ve hizmet belgesinin, internet ortaminda verilmesi zorunlulugunun gecen yilin Agustos ayinda getirildigini animsatti.
Dalbay, 1 Ocak 2007 tarihinde yururluge girecek "Sosyal Guvenlik Reformu" uygulamasina gecis surecinde, 2 sigortali calistiran isverenlere de bu yilin Kasim doneminden itibaren aylik pirim ve hizmet belgesini internet ortaminda verme zorunlulugu getirildigini bildirdi.
Iddialar
uzerine Ocalan'in avukatlari Bursa'ya giderek Bursa Savci Vekili'yle gorustu. Savci Vekili Ocalan'in rutin saglik kontrolunden gectigini ve saglik durumunda bir olumsuzluk bulunmadigini soyledi. Haberler uzerine tedirgin olan avukatlar bugun de Bursa Savciligi'na basvurarak haftalik gorusmenin gerceklestirilmesi icin izin isteyecek. Ocalan'in avukatlarindan Ibrahim Bilmez "Dunden beri soz konusu iddiayla ilgili olarak telefonlar almaktayiz. Ancak Bursa Cumhuriyet Bassavcisi Vekili Vural Ekiz ile bugun (dun) oglen saatlerinde gorustuk. Kendisi gecen hafta Ocalan'in rutin saglik kontrollerinin yapildigini herhangi bir saglik sorunu olmadigini belirtti" dedi. Avukat Bilmez, muvekkili ile son olarak iki hafta once gorustuklerini mevcut saglik sorunlari disinda herhangi bir ciddi sorununun olmadigini belirterek, oldugu yolundaki soylentileri de saskinlikla karsiladiklarini ifade etti.
(19 Eylul 2006 Sali)
Bu 20 yillik donemde bir cok sey ogrendim. Ve bazi muthis sirlara sahip oldum. Bu sirlardan birisi su: Kardinal Ratzinger Vatikan'da birkac rahibeyle cinsel iliskiye girmis. Bu olaylari gizlice kaydeden Vatikan muhafizlari Komutani Aloins Estermann, Kardinal Ratzinger'e santaj yapip cinsel iliskilerin video goruntulerini batili bir televizyon sirketine satmak tesebbusunde bulununca cezayi haketmis. Kardinal Ratzinger'i koruyan malum bir istihbarat orgutu, Mayis 1998'de Vatikan'daki evinde Alois Estermann , hanimini ve muhafiz Cetric'i oldurdu. Vatikan mecburen bu olayi dunyaya soyle duyurdu: Isvicreli muhafiz Cetric komutani Alois Estermann ve hanimini bir cinnet aninda oldurup intihar etti. Italyan istihbarati SISMI, bu olayin ic yuzunu biliyor. Kardinal Ratzinger'in rahibelerle cinsel iliskilerini goruntuleyen video kayitlari su anda cok bir istihbarat orgutunun elinde ve bu orgut, ulkesini dunya politikasini desteklemesi icin Papa Ratzinger'e santaj yapiyor. Serefli Alman milleti surekli santaj altinda yasayan bir Papa'ya sahip olmak istemez. Papa Ratzinger onurlu bir jest yaparak istifa etmeli ve gidip vatani Almanya'da huzur icinde yasamalidir. Serefli Italyan milletinin barisci ve demokrat Kardinallerinden birisi TETTAMANZI veya BERTONE yeni Papa secilmeli, ve insanlik sampiyonu Polonyali Papa doneminde oldugu gibi Vatikan yeniden baris ve kardeslik merkezi olmalidir. Dunyanin kin ve nefrete degil, sevgi ve barisa ihtiyaci var Liberte egalite fraternite
Sevgili dostlar, bu gercegi tespit ettikten sonra, son birkac yil icinde Turk sermaye piyasasina ve bu piyasayi duzenleyen SPK'ya deginmek ve 'yer yoklugu-kaynak aciklama' gibi zorluklar yuzunden, burada yazamayacagim bircok olaydan yaptigim cikarimi net olarak sizlere aktarmak istiyorum: SPK, yogun bir siyasi baski altinda... Evet, yanlis duymadiniz; SPK, yogun bir siyasilestirme operasyonuna maruz kalmis durumda...
Peki bu durum normal degil mi? Her hukumet kendi adamlari ile calismak istemez mi?
Bazi kadrolarin 'yakin calisma ve guven' gibi dinamiklerden yola cikarak 'siyasilestirilmesi' zorlama ile anlasilabilir bir durum olmakla birlikte ozerk kalmasi gereken yapilarin siyasi baski ile 'mutasyona' ugratilmasi, yapilarin personel profili ve kurumsal kimliginin degistirilmeye calisilmasi; kabullenilemez, kabullenilmemelidir...
Normal sartlar altinda bu kurum ve kurullarin 'bagimsiz' kalma hakki 'Anayasal guvence' altinda olmasi gerekir ve ite kaka icine girmeye calisiyor havasi yarattigimiz AB ulkelerinde de, isterse 20 hukumet degissin, bu tip yapilarin zorlanmasi soz konusu dahi degildir...
Bu noktada yeni bir soru soralim: SPK, IMKB, Hazine, Merkez Bankasi gibi yapilar zorla siyasi bir kaliba dokulurse neler olabilir?
Bu soru sokakta 'esit paylasim' bekleyen vatandasi ilgilendirdigi kadar ulkemizdeki burjuvaziyi de derinden ilgilendirir ve etkiler... Sermaye Piyasalarini duzenleyen yapinin 'objektif' olmaktan cikip 'subjektif-onyargili' bir modele donustugu her durumda 'burjuvazinin var olan degerlerinin' yeni yaratilan 'siyasi gorus tabanli yeni sinifa' transferinin yolu acildigi gibi, var olan varliklarin da 'Dunya finansal liginde' degeri duser... Cok kucuk bir ornek: SPK'nin 'siyasi' oldugu bir Turkiye'de sermaye piyasasindaki her sirket yabancilar acisindan 'potansiyel risk' unsuru icermeye baslar...
Sonuc: Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Soylemek istedigim cok acik. SPK Baskani Dogan Cansizlar 'Buralari gidiyor' diye feryat ediyor.
O feryat ettikce ozellikle siyasi gorusu belli basin organlarinda 'baskan aleyhine, kurum aleyhine' haberler cikiyor, gunden gune bu haberlerin dozu artiyor... Bu noktada Turk kamuoyuna cagri yapmak istiyorum: bagimsiz kurullar-kurumlar 'ozerk ve bagimsiz' kalmaya devam etmelidir. Bu yapilarin bozuldugu her ortam; Turkiye'yi yillardir ozledigi seffafliktan uzaklastirir ve ortaya 'varligin siyasi kriterlere gore el degistirdigi, dagitildigi' yeni bir yapi cikar...
Son soz: SPK'da cok degerli uzmanlar, daire baskanlari, baskan yardimcilari, kurul uyeleri var. Maalesef ozellikle son donemde kendilerini cok yalniz hissediyorlar (Turkiye'de iktidar olan siyasi anlayisi benimsemeyip, kamu dinamigi icinde yer alan herkes gibi)... Simdi onlara yalniz olmadiklarini gostermenin, destek olmak amaciyla ses vermenin tam zamanidir...
Not: Her firsatta Turk devletinin aleyhine olan, buldugu en kucuk tastan 'Meteor yagiyor' diye feryat eden Avrupa Birligi, IMF ve Dunya Bankasi gibi kendini bizim 'supervisor'umuz olarak goren yapilara da sesleniyorum: Turkiye'deki ozerk ve bagimsiz olmasi gereken yapilardaki 'siyasilesme'yi goremiyor musunuz? Yok mu bu konuda soyleyeceginiz? Yoksa bunu gormenin kisa vadede size sagladigi bir rant yok mu?
Hukumetin Yuksekogretim Kurulu'yla (YOK) yildizinin barismadigi bir sir degil.
Sorunun kaynagini egitim-ogretime bakis acisindaki farkliligin olusturdugu da biliniyor. Milli Egitim Bakanligi ile YOK sIk sIk karsi karsiya geliyor...
Egitim-ogretim konusunda Anayasa cercevesinde kalacak bir akademik tartisma anlasilabilir bir durumdur, ancak, idari yetkinin baski araci olarak kullanilmasi, yetkinin kotuye kullanilmasi anlamina gelir.
Prof. Dr. Tezic, siradan bir burokrat degil. Anayasal bir kurumun baskani ve 46 yillik bilim adami.
Buna karsilik, hukumetin idari yetkilerini Tezic'i zor duruma sokacak bicimde kullandigina iliskin isaretler gun gectikce artiyor.
Bastan alirsak...
1- Prof. Dr. Tezic uc yildir YOK Baskani. Ancak, YOK Baskani'na tahsis edilmis lojmanda oturamiyor. Nedeni, YOK lojmaninin, Tezic yerine MGK Genel Sekreteri Yigit Alpogan'a tahsis edilmis olmasi.
Guvenlik acisindan lojmanda ikamet etmesi gereken Prof. Dr. Tezic, kendi olanaklariyla kaliyor.
2- YOK Baskani'nin eskimis makam arabasi sIk sIk ariza yaptigi halde yenilenmiyor. Prof. Dr. Tezic, "Devlet yolda kaldi" demesinler diye, ariza yaptiginda makam arabasina sivil plaka takiyor.
3- Danistay'a yapilan menfur saldiri sonrasinda hedefte oldugu anlasilan YOK'un guvenlik onlemleri icin Emniyet Genel Mudurlugu'nun talebi uzerine kurdugu guvenlik sisteminin parasi Milli Egitim Bakanligi tarafindan aylardir odenmiyor. Tezic'in basvurularina bakanlik yanit vermiyor.
4- Rektor atamalarinda YOK devre disi birakilmaya calisiliyor. Yeni kurulan 15 universiteye YOK'un degil hukumetin rektor atamasina yonelik girisim, YOK'un mudahalesiyle onlenebiliyor.
5- Yurtdisina lisansustu egitime gonderilecekler secilirken YOK yine devre disi birakiliyor. YOK Baskani Tezic, Milli Egitim Bakanligi'na mektup yazarak, uygulananin yasal olmadigini bildiriyor.
6- YOK, Anayasa ve Yuksekogretim Kurulu Yasasi'ndan kaynaklanan yetkilerini kullanmada idari engelle karsilasinca, yargi yoluna gitmek zorunda kaliyor. Yetkilerini ancak yargi karariyla kullanabiliyor.
YOK ile hukumet arasindaki onemli catisma noktalarindan biri de TUBITAK'in yonetimi...
YOK, TUBITAK yonetiminin hukuki dayanaktan yoksun oldugunu dusunuyor.
Son olarak YOK Baskani Prof. Dr. Erdogan Tezic, Basbakan Tayyip Erdogan'in bir yazisina verdigi yanitta bu durumu yeniden vurguladi.
Basbakan Erdogan, Prof. Dr. Tezic'e gonderdigi bir yaziyla 12.9.2006'da yapilan "Bilim ve Teknoloji Yuksek Kurulu Toplantisi"na bizzat katilmasini istedi. YOK Baskani Tezic de Basbakan Erdogan'a yazdigi yanitta, TUBITAK baskanligi makaminin hukuki dayanaktan yoksun bicimde uc yildir isgal edildigini belirtti.
Prof. Dr. Tezic, Erdogan'a gonderdigi yazida gorusunu soyle ifade etti:
"Bir bilim kurumunun baskanlik makaminda hukuk disi bir yapilanmanin devam ettirilmesi, 'hukuk devleti'nin acikca zaafa ugratilmasi gibi vahim bir sonucu ortaya cikarmaktadir. Anayasamizin 138. maddesinin son fikrasi 'yasama ve yurutme organlari ile idare; mahkeme kararlarina uymak zorundadir; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarini hicbir suretle degistiremez ve bunlarin yerine getirilmesini geciktiremez' hukmunu ongormekte olup, bu konuda ileride dogabilecek sIkintilari yaklasIk yarim asirlik bir hukukcu ve ogretim uyesi olarak dile getirmeyi borc biliyorum.
Hukukun acik ihlalinin bir parcasi olmayi kabul etmenin mumkun olmayacagini ve bu nedenle de 12 Eylul 2006 tarihli toplantiyla ilgili davetinize icabet edemeyecegimi bilgilerinize sunarim."
Tezic, YOK'e yoneltilen baskilara karsi bircok cephede mucadele veriyor.
Orhan Pamuk, Hrant Dink, Perihan Magden'in durusmalarinda mahkeme onune toplanarak taciz ve saldirida bulunan, baslarini bir avukatin cektigi grup ayni eylemi Elif Safak'a da yapmaya hazirlaniyor. Elif Safak, Baba ve Pic isimli kitabinda, bir roman kahramaninin agzindan "Turklugu asagiladigi" gerekcesiyle uc yila kadar hapis istemiyle yargilanacak. Tacizci grup durusmanin yapilacagi 21 Eylul gunu taraftarlarini mahkeme onune cagiriyor. Amac belli... Yazari taciz etmek, saldiriyla gozdagi vermek... Elif Safak'in Baba ve Pic romanini olsun, Washington Post gibi gazetelerde yazdigi, Ermeni diasporasini memnun eden gazete yazilarini olsun huzunle izliyoruz... Begenmiyoruz... Ama ne olursa olsun... Bir yazara ancak yaziyla yanit verilebilir... Onu mahkemeye verdikten sonra bir de mahkeme onunde taciz etmek ne hukukla, ne uygarlikla bagdasir. Hicbir kitapta yeri yok bunun... Guvenlik gucleri 21 Eylul'de bu rezalete bir kez daha izin vermemelidir...
Bu arada... 93 yasinda dunya capinda bir bilim kadini olan Prof. Muazzez Ilmiye Cig da, "Vatandaslik Tepkilerim" adli kitaptaki kimi satirlari yuzunden yargilaniyor. Muazzez Hanim'in, dincilerin yaptigi sIkâyet nedeniyle 1.5 yil hapsi isteniyor. Ne var ki ulke aleyhine yazip cizenlerin ozgurlugu konusunda pek hassas olan "aydin"lardan bu konuda ne bir ses cikiyor ne bir nefes... Cunku Muazzez Hanim cumhuriyetci, laik, Ataturkcu... Satici degil...
Kendisi de toplantilarda degil, evinde uyumali...
Haldun Ertem
Basbakan Erdogan, Papa 16. Benedictus'in sozlerine karsi ofkeli demecler verdi. Acaba yapacagi daha politik bir seyler de yok muydu? CHP Milletvekili Onur Oymen animsatiyor:
- Turkiye ile Ispanya gecen yil buyuk gosterisle olusturulan medeniyetler ittifakinin liderligini aldilar. Ittifakin amaci Hiristiyan ve Musluman dunya arasindaki ayriliklari gidermektir. Basbakan Erdogan, Ispanya Basbakani Zapatero'yu aramali, Papa'nin davranisina karsi ortak tepki olusturmaliydi.. Ama hic boyle bir cabanin isaretini goremedik...
Telefonda Sevda Tepesi diye anilan Bogaz'daki 57 donumluk arazinin eski sahibi Zeynep Dirvana Hanim var... Araziye yillar yili imar izni verilmedigini, o yuzden 1984 yilinda Suudi Arabistan Prensi Abdullah'a sattiklarini anlatiyor... Ve ekliyor:
- Simdi surekli olarak arazinin Suudi Prensi'ne 27 milyon dolara satildigi soyleniyor. Oysa biz araziyi o donemde 1 milyon dolara (400 milyon TL) sattik. Acaba diyorum, Kral'in adamlari ya da bizimkiler 27 milyon gosterdiler de, paranin 26 milyon dolarini aralarinda mi paylastilar?
Papa 16. Benedictus, Islam dunyasinda firtina yaratan sozleri hakkinda:
- Ben bir Bizans imparatorunun sozlerinden alinti yaptim, onlar kendi goruslerim degildir, diyerek ofkeleri yatistirmaya calisiyor. Bir din bilimci olan Papa'nin tepkilere yol acan bu sozleri uzun bir dinsel analizin icinde geciyor. Direkt bir satisma gibi durmuyor. Ne var ki, kendilerinin dinsel ayrimciligi ve Islamiyete karsi niyetleri daha onceki kimi soz ve davranislarinda da kendini gostermisti. Ornegin Papa olmadan once Kardinal Ratzinger kimligi ile Figaro gazetesine verdigi demecte Turkiye'yi AB'ye almanin hata olacagini soylemis:
- Nufusunun cogunlugu Musluman olan Turkiye, gelecegini Hiristiyan kokenli AB yerine bir Islam ulkeleri orgutunde aramalidir, demisti...
Papa Benedictus iki dinin bir arada yasayamayacagi ve yasamamasi gorusundedir...
Islamiyeti siddetle icli disli gosteren sozleri hangi amacla sarf etmis olursa olsun...
Bu sozler ABD ve Bati dunyasinin Musluman Ortadogu'ya karsi yuruttugu vahsi savasa destek niteligindedir. George Bush'un "Islamofasist" nitelemesiyle ayni cizgidedir...
Afganistan ve Ortadogu'ya inandirici bir gerekce olmaksizin saldiran ABD ve onun destekcileri, bu saldiriyi mesru gostermenin yollarini ariyorlar...
Islam fasisttir, siddetin kaynagidir... Eee? O yuzden ABD saldirisi sebepsiz degildir...
Oysa bir parca okuma yazma bilen herkesin artik algiladigi gibi... Esas saldirgan ABD ve emperyalizmin diger uyeleridir... Islam dunyasinda radikal unsurlari gecmiste desteklemis ve palazlandirmis olan ABD ve ortaklaridir. Simdi de ABD saldirilarina bu radikal unsurlar karsi koymakta veya ABD saldirilari radikal olmayanlari da radikallestirmektedir.
Siddetin kaynagi Islam radikalizmi degil, "Her gece Tanri'yla konustugunu" soyleyen George Bush ve arkadaslaridir. Onun Avrupa'li destekcileridir...
Papa Benedictus Musluman dunyanin direnisini teror ya da siddet gibi gosteren ABD'nin ekmegine yag surmek istediyse... Bunu kimsenin yemeyecegini de anlamis olmalidir...
ISMAILAGA Camii'nde meydana gelen linc olayinin polisiye yonlerini sorusturma tamamlanip dava acildiginda ogrenecegiz. Sorusturma tabii gizli. Ama soyle bir tablo var:
Sorusturmayi yapan savcilik 30'a yakin sahit dinledi. Sahitler 'genel seyler' soyluyor, cinayeti ve linc olayini hukuken aydinlatacak somut bilgiler vermiyor.
Neden?
- Tarikat dayanismasi! Tarikatin veya mensuplarinin zarar gormesinden korkuyorlar, anlatmiyorlar.
12 Eylul'den once de totaliter orgutler boyleydi!
Ben son olayin gizli kalacagini sanmiyorum. Istihbarat calismalariyla ve polisin yapacagi 'arastirma'larla aydinlanacagini dusunuyorum.
Bu olaydan bagimsiz olarak, konuyu Diyanet Isleri Baskan Yardimcisi Prof. Mehmet Gormez'e sordum, sunu soyledi:
- Sahitlik yaparken yalan soylemek veya hakikati gizlemek 'buyuk gunah'lardan biridir. Peygamberimiz, sayilari cok fazla olmayan 'buyuk gunahlar'i siralarken yalan sahitligi mutlaka zikretmistir.
Islamda 'kebair' denilen 'buyuk gunahlar'dan biri mesela Allah'i inkâr etmektir! Yalanci sahitligin dinen ne kadar kotu goruldugunu anlamak icin bu ornek yeter.
Istanbul Muftusu Prof. Mustafa Cagrici'ya sordum. Kuran'dan Nisa Suresi'nin 135. ayetini okudu:
"Kendiniz, ananiz, babaniz ve en yakinlariniz aleyhine de olsa Allah icin sahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Sahitlik ettiginiz kimseler zengin de fakir de olsa adaletten ayrilmayin."
Simdi... Hem tarikata baglanacak kadar 'sofu' olacaksin, hem Allah'i inkâr etmek kadar buyuk bir gunah olan yalan sahitlik gunahini ustleneceksin!
Tarikat, kisileri nasil 'simsIki' bagliyor, iradesizlestiriyor, goruyor musunuz?!
"Sik dokulu topluluklar", yani bireyin kisiligini, serbestligini, haklarini yok edip onu simsIki baglayarak makinenin sahsiyetsiz bir parcasi haline getiren butun olusumlar, ister dini olsun, ister sekuler olsun aynidir.
"Calinmis gencler" konulu yazilarimda bu meseleye isaret etmistim.
"Sik dokulu" yapi oyle bir psIkolojik bagimlilik yaratiyor ki, buna kapilan kisi, dogal sosyal cevresinden, hatta ailesinden kopuyor, yasantisi degisiyor!
Islam tarihinde tarikatlarin 'seriat'i yumusatip daha hosgorulu, daha deruni ve sosyal islevi yuksek yapilanmalar olusturdugu donemler oldu. Mevlevilik, Bektasilik, Halvetilik gibi... Koprululer zamaninda Kadizadeliler denilen yobazlarla acik mucadeleye giren Halveti tarikatini ve Seyh Abdulmecid Sivasi Efendi'yi binlerce ornek arasinda zikredebiliriz.
Fakat keramet beklentileriyle "seyh"in putlastirilmasi, hosgoru ve ozgurluk havasinin yerine "sIk dokulu" bir bagimliligin egemen olmasi, uc, dort yuzyillik sosyal ve ekonomik cokuntunun bu agir atmosferi busbutun koyulastirmasi, tarikatlarin genelde yozlasmasinin temel sebepleridir.
Liberalizmin 'birey'i felsefi bir soyutlamadir; reel hayatta ise kisilerin aidiyetleri olur. Orgutler, dini veya felsefi topluluklar 'birey'in bu 'aidiyet' ihtiyacini karsilamada yararli olabilir ama bunlarin "sIk dokulu" olup olmadiklarina cok dikkat edilmelidir.
"Sik dokulu" her olusum insan ozgurlugune ve sosyal gelismeye karsi bir tuzaktir!
Turkiye'de rejimi tehdit eden, yaygin bir sorun degildir bu. Ama, marjinal olmakla birlikte, insani bakimdan onemlidir.
bilgi saymakla kalmaz, gelmis gecmis her seyi bilir, hatta tum sorunlarin cozumu icin en dogru yolu da gosterir. Kahramanimiz bilgisayarin dugmesine bassin yeter, istenen bilgiler aninda akmaya baslar.
Gercek yasamda islerin boyle yurumedigini biliyoruz. Ama gelecekte boyle olabilir mi?
Daha bilimkurgu agziyla soracak olursak: 'Bilgisayarlar insanin yerini alabilir mi?'
Tartismali bir konu.
Gecenlerde bir haber cikti. Cin'de Zibo kentindeki bir mahkemede yargiclarin yerini resmen bilgisayarlar almis. Hazirlanan programa gore davanin verileri bilgisayara yukleniyor, makine de kararini veriyor: 'Idam!' 'Aklanma!' 'Muebbet!'
'Rahsan affindan' cok cekmis bir toplum olarak adaletin dagitilmasinda nesnel ve yansiz bir duzenlemenin yapilmasini olumlu karsilayabiliriz. Ama bireylerin duygularindan ve vicdanlarindan arinmis bir yargilama sureci gercekten adil olabilir mi? Yargi sureci otomatige baglanip bilgisayar programlarina indirgenebilir mi?
Hic sanmiyorum.
Nitekim dunku Milliyet'te Derya Sazak'in roportaj yaptigi Duke Universitesi ogretim uyesi Doc. Guven Guzeldere de ayni seyi soyluyordu: "Arastirmalar simdi 'akilli yardimcilara' kaydi... Teshisi yine doktor koyuyor ya da karari yine hâkim veriyor, ama baska turlu gozden kacabilecek bir seyi diyelim makinenin yardimiyla atlamiyor!"
Bilgisayarlardan yardim alirken doktorlarla yargiclari da ayni kefeye koymamak gerekiyor. Tip doktorunun tanisi (teshisi) bilgi birikimiyle ilgilidir. Ama yargicin karari daha cok toplumsal normlarla, degerlerle ve vicdani kanaatiyla ilgili gozukuyor. Boyle oldugu icindir ki pek cok Bati ulkesinde mahkemelerde 'juri' sistemi uygulanir. 'Juri'nin
kamu vicdanini temsil ettigi varsayimiyla.
Elbette siradan vatandaslardan olusan juri her zaman toplumun vicdanini yansitamayabilir. Ama juri sistemi, kamu vicdani dedigimiz bir seyin onemini vurguladigi icin kendi basina onemlidir.
Programi ne kadar gelismis olursa olsun, bir bilgisayarin kamu vicdanini yansitmasi mumkun mudur?
Sanmiyorum. Mahkemede 12 bilgisayardan olusan bir jurimiz olsa bile!
Bir adim daha ileri gidip su soruyu da sormak gerekiyor: Kamu vicdanini bir yana birakin, ne kadar gelismis olursa olsun, bir bilgisayarin herhangi bir insanda bulunan vicdani, bilinci, 'ben' duygusunu bir insan gibi duyabilmesi, bir insan gibi sevinebilmesi, uzulebilmesi, âsIk olmasi.. mumkun mudur? Bilgisayarlar dus gorur mu, kiskanir mi, olumden korkar mi?
Insan, etten, kemikten, sinir hucrelerinden, kandan yapilmis bir makine midir? Tersine cevirirsek, bilgisayarlar elektrik devrelerinden olusmus birer insandir, diyebilir miyiz?
Bu sorulara 'Hayir' diyorsak, bilgisayarlarin insan olmalari mumkun degil demektir. Ne kadar gelisirlerse gelissinler, insanlarin emrindeki
makineler olarak kalacaklar.
Mehmet Barlas-SABAH
Oyle bir hava var ki ortada, sanki Turkiye'nin Bati ile iliskileri pamuk ipligine bagli. Su ya da bu nedenle bu iplik her an kopabilir. Sonra da nereye gidecegimiz hic belli olmaz.
Gercegin oyle olmadigini aslinda herkes biliyor.
Turkiye'nin " Batili " olmasi ne bir rastlantidir ne de bir kaderdir. Turkiye yonunu, tarihin birikimlerini degerlendiren kusaklarin bilincli tercihiyle belirlemistir.
" Batililik "a en fazla elestiri getiren siyasetin ve dunya gorusunun temsilcileri olan AK Partililer de, iktidarlari doneminde Turkiye'nin AB ile muzakere surecini baslatarak, bu yonde ilerlemeye devam etmislerdir.
Hepimiz biliyoruz ki, " Bati "dan kasit ne Papa'dir ne Bush'dur. Ayrica su anda Turkiye'nin karsisindaki ulusal ve uluslararasi sorunlarin kaynaginda bulunan Kurtler de, Ermeniler de " Dogulu "dur.
Ayrica " Bati " sadece bir gelismislik ve refah modeli de degildir. Bu acidan bakarsaniz Uzakdogulu Japonya da gelismis ve mureffeh bir ulkedir. Ortadogulu Iran nukleer teknolojiye sahiptir, Hindistan " Bilisim Devrimi "nin simge ulkelerinden biridir.
GELISMISLIK YETMIYOR
Turkiye icin Bati, hukukun ustunlugunu, temel hak ve hurriyetleri, anayasal demokratik sistemi, aydinlanmayi, laikligi, hosgoruyu, serbest ve hakli rekabeti, farkliliklarin birlikte yasamasini simgeliyor. Ataturk'un soylemi ile " Cagdas uygarlik duzeyi "nin guncel iceriginde bunlar var.
Gelismislik artik sadece Bati Avrupa'nin ve Kuzey Amerika'nin tekelinde degil. Neticede Sanghay'in veya Kuala Lumpur'un gokdelenleri New York ve Sikago gokdelenlerinden daha yuksek. Guney Kore'nin otomotiv sanayisi kimseninkinden geri degil. Almanlarin Mercedes'i varsa, Japonlarin da Lexus'u var. Avrupa ne kadar uretiyorsa, Cin de onu yakaliyor.
Petrol gelirini ve cografyalarini akilci kullanan Korfez ulkeleri, dunyanin en gelismis alt ve ustyapilarina sahip simdi.
Ama temel hak ve ozgurlukler butun cografyalarda yok. Ulkeler Cin'de oldugu gibi komunist totaliter rejimlerde de, Suudi Arabistan'daki gibi totaliter seriat rejimlerinde de, otoyollar, teknolojisi yuksek tesisler yapabiliyor.
ELIF SAFAK
Ama cogulcu demokrasi, hukukun ustunlugu, temel hak ve ozgurlukler, serbest ve hakli rekabet, her ulkede yok. " Batililik " bunlari iceriyor agirlikla.
Bu gercegi hepimizin ve ozellikle su anda Turkiye'yi yoneten AK Parti iktidarinin benimsemesi gerekiyor.
Cesitli ic ve dis konularda ofkeli ve tepkili demecleri bugunlerde sIk sIk veren Basbakan Erdogan'in, ornegin Elif Safak gibi belirli kesimlerin hedef gosterdigi isimlerin yaninda durup, ozgur dusunceye karsi baski kurmak isteyen gurultucu azinliga da tepki gostermesi gerekiyor. Turkiye'yi AB uyeligi muzakere surecine tasiyan ve tum dunyaya hosgorulu olmayi oneren Erdogan'in, kendi ulkesinde " Kopenhag Kriterleri "nin en yurekli savunucusu olmasi sarttir.
Ozgurlukculuk cok tarafli bir yoldur. Bunun iceriginde basi ortululerin oldugu kadar basi aciklarin ozgurlugunu savunmak da vardir.
| Basında Yargı Haberleri ... |
| Canım Babam Hasan ÖZDERİN ’in Aziz Hatırasına, ( 13 Aralık 2004 – Söz Eylemini Yitirdi...) |
| OZDERIN,M. |
| msn: ozderin@hotmail.com |


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home